İKİNCİ BAR KIZI :
-
Hayır! Kimseyi mâzur göremem!
Biz, hepimiz, bütün düşmüşler, evlerimizin, cemiyetimizin, dışımızdan gelen dürtüşlerin kurbanlarıyız!Sonra da onların hışmına uğruyoruz!
(Kendisini gösterir) Bakın, şu lise mezunu kıza! Onu böyle mi görmeliydiniz? (Hızla döner, Taşralı Müşteri ile Köylü Müşteri tiplerini gösterir.)
Bir de şu zavallılara bakın! Onlardan daha basit iki örnek bulabilir misiniz? Biri, evinden kaçan kızını, kâh lânet okuyarak, kâh gözyaşı dökerek arıyor; öbürü de traktörden düşüp felç geçiren kızına şifa bulduğu için seviniyor. Sormalı!..
(Taşralı Müşteriye) Kızını hangi sebep yüzünden kaçırdığını düşündün mü hiç?..
(Köylü Müşteriye döner.) Sen de ortalık ağarmadan, canavarlara, inlere, cinlere karşı traktörde mâsum bir kız çalıştırmanın dehşetini hiç duymadın mı?
(Reis Beye döner) Ya büyük şehirlerin çocukları, kızları, babaları, anneleri?.. Doğrusu ne, şimdi?... Babaları mı çocuklarını bağışlamalı, çocuklar mı babalarını?.. Galiba en doğrusu, çocukların, babalarını aslâ affetmemesi..
(Doğrulur, gözlerini Reis Beye diker.) Reis Bey! Beni fahişeliğe çeken her tesiri eliyle ittikten sonra, düştüğüm için, babam kovdu evden...
Affedilmezlerden; onun için de affetmezlerden oldum. Affetmiyorum!