Konuşurlarken Büyükanne “ Ben Kandaşın mıyım Wales ?” Diye sorar da Büyükbaba “ Sen Kandaşımsın. “ derse bu seni anlıyorumdu. Onlara göre sevgi ve anlayış aynı şeydi.
Büyük Baba dedi ki : Daha az sözcük olsaymış, dünyada bu kadar sorun olmazmış… Sesten ya da bir sözcüğün söyleniş biçiminden anlamından yanaydı. Farklı sözcükler konuşan insanların müziğin sesini dinleyerek aynı şeyi hissedebileceğini söyledi.
Bay Locke kişiye özgü olduğu belirtilen kimlik algısını zihinsel varlığın sürekliliğiyle açıklarken oldukça haklı.
Kişi denildiğinde ussal yapısı olan birinden bahsettiğimize ve akıl ile bilincin aynı safta bulunduğunu bildiğimize göre, bizi biz yapan, bizi düşünen diğer varlıklardan ayıran, bize kimliğimizi sunan şey bilinçtir.
Dedelerden biri : Neyi şerifinizle bugüne kadar üflediğiniz her şey kusurlu olduğu için kusursuzdu. Ama şimdi üflediğiniz kusursuz olduğu için kusurlu.
İbrahim Dede kaşlarını çatarak :
“İnsanların alçaldıkça yükseleceğine veya yükseldikçe alçalacağına inanmıyorum.” Dedi.
“ Şairane bir söz bu. Keşke şairin bu sözü edebi olduğu kadar doğru da olsaydı! Ama bir söz güzeldir diye doğru kabul edilemez. Güzel söz başka doğru söz başka. “
Ben doğruyu söylemeyi tercih ederim. Her ne kadar vezinli kafiye olmasa da. “