Üç mü dediler… beş mi dediler…
Gülüp geçtim vakti sayanlara,
Ben, “geçer” diyenlerin diline inanmadım,
Geçmedi işte.
Geceyi bitiren sabah gibi olmadı hiçbir gün,
Her sabah, bir öncekinin kanayan devamıydı.
Azer Bülbül gibi içtim anılarını,
Kadehte değil, gözümün ucunda durdun.
“Seviyorum hâlâ” demedim kimseye,
Ama bil ki, dilim susarken kalbim hep bağırdı.
Sabahattin Ali fısıldadı kulağıma:
“İçim içime sığmıyor be çocuk,
Sana söyleyemediklerim,
Bana söylenmemiş sözler gibi ağır.”
Kıvırcık Ali’nin sazında duydum isyanımı:
“Korktuğum başıma geldi duydun mu ben seni bir türlü unutamadım"
Ama senin unutuşun
Sanki kapımı değil,
Ömrümü kilitledi.
Ahmet Kaya’nın memleket hasreti gibi
Özledim sesini,
Ne telefonlar açtı mesafeyi,
Ne şarkılar kapadı yarayı.
“An gelir,” dedi Ahmet,
“İnsan bir şehirde ölür…”
Ben, senin gittiğin gün öldüm işte.