Zihin bedeni direkt etkiler. Mesela geçmişle ilgili karamsar bir tabloyu düşünürken miden yanmaya başlayabilir. Ama bu zihninin bedene dayattığına bir tepkidir, cevaptır. Beden burada, zihnin gittiği yerden dayattığına tepki verir. Ancak gerçekte o anda değildir. O geçmiş ya da gelecek anını yaşayamazsın.
...her insan, zihninin elinde bir mahkûm. İşte bu mahkûmiyet nefesin sınırlandırılmasını da içeriyor. Ancak zihninin izin verdiği kadar nefes alabiliyorsun. Zihninden özgürleştiremedikçe nefesini, gerçekten nefes alması mümkün değil insanın.
Duygularımızla yaşamayı ve onlarla savaşmamayı bir kez öğrendikten sonra, bedenlerimizde bir tehlikenin tezahürlerini değil, kişisel tarihimizin faydalı izlerini görürüz.