İvan ilyiç de, kendi hayatının nasıl zehirlemişse şimdi de başkalarının hayatını zehirlediğini, üstelik bu zehrin azalmayarak gitgide bütün varlığını sardığını anlayarak tek başına kaldı.
Bu ölüm herkeste, görevlerde yapılması ihtimali olan değişikliklerle ilgili düşüncelerinin yanı sıra, *yakın bir dostun ölümünü duyan herkesin hissettiği gibi ölenin kendisi değil de başkası olması sevincini uyandırmıştı.*
Çünkü nerede olursam olayım -bir gemi güvertesinde, Paris’te bir sokak kafesinde ya da bangkok‘ta hep aynı sırça fanusun içinde kendi ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım.