Acı çekiyorum Madam, size dokunamamaktan.
- Rüzgâra dokunabiliyor musunuz ki, Mösyö?
Ölüler gibi yavaş yavaş konuşuyordu.
Ekledi: Rüzgâr gibi olduğunuzda acı çekilmez mi sanıyorsunuz? Kimi zaman bu esinti sizin müzik kırıntılarınızı bize ulaştırır. Bizim görüntülerimizden kesitleri de ışıklar size yansıtır.
Dünyanın bütün sabahları gölgelere övgüdür, gölgelere ağıt. Ulu bir dut ağacının dalları arasına kurulmuş, viyola sesinin eksik olmadığı derme çatma bir kulübenin altında biten, yaşayan, ölen ve dirilen gölgelere...
Onunla konuşmak istedim ama yitti sesim. Kımıldamadan, iki elim böğrümde, boşuna uğraştım onun görüntüsünden kurtulmaya. Gözlerimin önünde capcanlıydı, onunla konuştuğumu sanıyor, benim yüzümden akan gözyaşlarına dek seviyordum...