-Mutlu musun Sybil? diye sordu.
-Sevgili Lady elbette mutluyum. Siz değil misiniz?"
-Mutlu olmaya vaktim yok, Sybil.
İnsanları tanır tanımaz onlardan bıkıyorum.
"Ama aşkın modası geçti artık, şairler öldürdü aşkı. Aşk hakkında o kadar çok şey yazdılar ki, kimse onlara inanmaz oldu; bence çok normal. Gerçek âşık acı çeker ve susar..."
bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden
böylesine sevilecek bu dünya
"yaşadım" diyebilmen için...
Nazım Hikmet
Rus klasiklerinin çoğu ciddidir, kasvetlidir ve insan ruhunun karanlığındaki korkularla doludur ama bu kitap alışılmışı tersine çevirir, hiç kuşkusuz en iç açıcı Rus klasiğidir. Eğlencelidir, kıvraktır ve inanılarak okunması gerekir. Kitabın şöhreti bir bakımdan da tuhaftır. Yirminci yüzyılın en büyük romanları arasında ve büyülü gerçekçilikte başyapıt olarak kabul edilegelmiştir. Hayatımı heba ettiğimi hissettiğimde bu kitap beni kendime getirdi. Bu roman, fena vaziyetinizi çok da umursamamanız için size cesaret verir. Usta ile Margarita, nihayetinde ahmaklığa ve absürde selam verebilirseniz her şeyin daha iyi olacağını hatırlatır. Mesele her zaman böyle bir olasılık olduğunu söylemek de değildir; bu bazen mutlak bir gereklilik olup çıkar: “Gülmen lazım yoksa ağlarsın.”