İnsanlar kendilerini kontrol ve disipline etme yeteneğini doğuştan getirmezler. Bunlar şanslı insanların cocukluklarinda öğrendiği (öğretildiği) hayati becerilerdir. Bu becerilerin yokluğu, duygusal ihmale uğramış bireyin göstergesidir.
Psikanaliz, bireyin çocukluğuyla ilgilenir ve bir açıdan çocukluğumuza sadık olduğumuzu öne sürer. Erişkin yaşamımızda yaptıklarımız çocukluğumuzda yaşadıklarımızın birer yinelemesidir.
Ebeveynleriniz, çocukken ne hissettiğinize yeteri kadar şefkat ve empatiyle yaklaşırsa, siz de yetişkin olduğunuzda kendiniz için aynı şeyi hissedersiniz.
Duygular vücudumuzun bizimle iletişim kurma ve bizi güdüleme aracıdır. Korku, öfke,sevgi,tutku, incinme, üzüntü,şefkat,iğrenme,merak duygularının her birinin bir amacı vardır. Hayatta kalıp mücadele etmemizi sağlarlar. nasıl açlık,susuzluk,kollar, bacaklar inkâr edilemiyorsa, duygular da inkâr edilemez ya da silinemez.
İnanılmaz güzeldi. Bazı sahnelerde ağlayacak gibi oldum. Akhilleus ve Patroklos'un ilişkisi o kadar güzel işlenmişti ki. Odysseus ve Diomedes'in atışmaları, Akhilleus ve Patroklos'un şakalaşmaları, her ikisinin kadınlarla olan ilişkileri... kitap başlı başına büyüleyiciydi. Aslında tüm karakterler çok iyi işlenmişti özellikle Hektor ve Paris'in tanrılarla olan yakınlıklarının işlenme şekli dehşet iyiydi. Thetis bazı sahnelerde beni bile korkuttu bu yüzden Patroklos'a çok üzüldüm. Bitirdikten sonra keşke daha uzun olsaydı dedirten bir kitap.