Bütün ömür boyu damla damla biriktirdiğimiz hüzünlere, kederlere sonradan tek bir kişinin sebep olduğunu sanmak ne büyük yanılsamadır. Ama insan beyni, kendini aldatmakta ustadır.
Yanına aldığı güncesine şöyle yazdı: Ben Tanrı'yı hangi gözle görürsem Tanrı da beni o gözle görür, öyle diyor Eckhart. Şayet ben Tanrı'ya katı bir şekilde yaklaşırsam, O da bana katılıkla yaklaşır. Ben Tanrı'yı sevgiyle görürsem, O da beni sevgiyle görür. Benim gözümle Tanrı'nın gözü Bir.
“Araştırmadan, okumadan ezbere inanmak; çoğulculuğun değerini anlamayıp kendi görüşünü Tanrı'ya uzanan yegâne ya da en üstün yol sanmak yanılsamadır. Mutlaklık ise zaaftır" dedi Azur. "Mutlak ateizm ya da mutlak dindarlık. Benim için, bunların ikisi de aynı derecede sorunlu. Benim görevim, inançsızlara bir doz inanç, inananlara ise bir doz şüphecilik aşılamak. Hudutları bulandırmak. Kategorileri sorgulamak.'
"Güneş nasıl İkarus'un kanatlarını eritirse, Kesinlik İlleti de bilimsel merakı yok ederdi. Zira kesinlik keskinliği, keskinlik kibri, kibir körlüğü, körlük karanlığı ve karanlık da daha fazla kesinliği getirirdi. Bu derste hiçbir şeyden emin olmayacaklardı, hatta ders planından bile, zira o da her şey gibi her an değişebilirdi. Bilgi okyanusuna ağlar atan balıkçılardı onlar. Nihayetinde bir kılıçbalığı yakalamak da vardı, eli boş dönmek de."
"Bu dersi almakla, ifade özgürlüğünü, kişisel hassasiyetlerinizin üstünde tutacağınıza dair bir akit yapmış oluyorsunuz. Eğer katılmadığınız fikirler duymaya tahammülünüz yoksa, özgür bir tartışma yapamayız. Gücendiğinizi hissettiğinizde -ki bu gayet insani bir his, bilge bir şairin öğüdünü anımsayın: "Her zahmete kızar kinlenirsen, cilalanmadan nasıl parlayacak aynan?”