Saldırıların, kargaşanın ortasında ağlıyorum,
zevklerimle kaba, saf bir dolaşıma
bir madde kitleleşmesine kulak vererek
her önüme gelene adımlarımı ayarlayarak, yönetilmeden
alttan ne kaynarsa, karanfillere, zincirlere bürünmüş
düşlüyorum, ve yok olan varlığımdan arta kalanlarla
dayanıyorum
(...)
Dağılan cevherlerin arasına yalnız başıma giriyorum
yağmur yağıyor, ve benziyor bana,
çılgın canavar düzensizliğiyle benziyor bana: Ölü
bir dünyada yağmur bile
yalnız başına geziyor, yere düşüşünde itilmiş, direşken
bir biçimden yoksun.
“
"Dışarıda birileri ölüyor" dedi arkadaşım.
"Hayır sadece kar yağıyor" dedim
Bana bu iyi bir nedenmiş gibi geldi
Çünkü gidenler her zaman bir fotoğraf bırakıyor
Nefes alan gökyüzünün ortasındalar
Şarkının en güzel yerinde kopan bir tel gibi
Bir çığlıktan başka bir şey değil arkalarında uzanan
Öylece bırakılıyorlar dışarıya
Kimsenin elini uzatamadığı
Kimsenin sözünün aşk olmadığı yerde duruyorlar