Edanur

Edanur
@Hanifta_1
Biraz yazar, biraz çizer, biraz da boyarım. Dünyayı...
Uzm. dR.
>TrAbZoN<
35 okur puanı
Nisan 2023 tarihinde katıldı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Şöyle bir şey gördüm ve ben naçizane şiirimi yazdım:
Yürek boşluğu imiş evvelden kalan, Toprağına almaz, yaşatmaz, Çürütürmüş köklerinden âidiyetsiz çiçekleri. Çok vakit oldu, biteli tesellilerim. Denemedim ben de, dil-dârım toprağı sakladım kendime. Koydum bir kavanozun içine, Kokladım, sevdim; yuva oldu, sığındım. Şimdi yakındır visaline erme lütfu. Dünyadan kalan ruhumdan son beşerimdir sana bu sözlerim Gül ile islenmiş sükûn-ı hayâlim Yeniden başucuna tâlibim.
Edanur isimli okura yanıt verildi
Edanur
GözdeGözde Teşekkür ederim, anlık şiir paylaşımı fikri güzelmiş çok güzel şiirler gelmiş başta sizinki olmak üzere😊🌸
Şöyle bir şey gördüm ve ben naçizane şiirimi yazdım:
Yürek boşluğu imiş evvelden kalan, Toprağına almaz, yaşatmaz, Çürütürmüş köklerinden âidiyetsiz çiçekleri. Çok vakit oldu, biteli tesellilerim. Denemedim ben de, dil-dârım toprağı sakladım kendime. Koydum bir kavanozun içine, Kokladım, sevdim; yuva oldu, sığındım. Şimdi yakındır visaline erme lütfu. Dünyadan kalan ruhumdan son beşerimdir sana bu sözlerim Gül ile islenmiş sükûn-ı hayâlim Yeniden başucuna tâlibim.
Edanur
Terk etti beni Bunca zaman can üfleyen bedenime Her şey ve herkes gitti benden Usulca, parmak uçlarında. Oysa Bir an'dı hepsi. Bir anda pencereme taşlar atıldı, Kapım söküldü, Kolum kanadım kırıldı. Terk etti beni Neşe. Hatta öfke, hüzün, keder bile... Yaşayan bir ölüyüm. Evet, Ölümü bekliyorum. Alsın kollarına bu har vurup harman savurduğum gençliğimi, Sağlığımı dinçliğimi kaybettiğim aciz bedeni. Sessiz bir ıssızlıktayım. Kimsesiz bir sessizlikteyim. Bekliyorum son perdeyi.

Edanur

, bir kitap okudu
Puan vermedi·181 syf.·
2025 39. kitabı
Fırat Sunel
8.6/10 · 93 okunma
Faruk Aydınyılmaz isimli okura yanıt verildi
Edanur
İnsanın gözünden yaş akıtacak kadar 😊
Suluboya üzerine...
Suluboya yapmak bana sabrı öğretti. Bir alan kurumadan çizim yapmaya çalışırsam boya dağılıyor ve toparlaması zor oluyor. Boya sağlam bir zemine tutunmak istiyor. Haliyle beklemem gerekiyor. Başlarda bu beni sinirlendiriyordu, hemen çizmek için can atıyordum. Sonra fırçada kurduğum hâkimiyetin yerini zarafet aldı. Bana da sabır kattı. Öte yandan, renklerin birbirine karışması için bol suya ihtiyaç var. Bol temiz suya... Su kirli olursa renkler birbirine karışsa da bir önceki rengin kalıntıları onların harmonisini mahvediyor. İşte burada, fırçanın da boyanın da bir önemi kalmıyor. Bazen bir yere çok koyu giriyorum. Eyvah diyordum başlarda, bu buraya çok fazla. Şimdi ise bolca su alıp koyuluğu seyreltiyorum, dalgalı ahenkli bir görüntü veriyorum. Boyalar sanki birbiriyle aheste aheste dans ederken kuruyorlar. En zoru ise insan çizmek. İnsanları düşünüyorum, sanki ben insan değilmişim gibi onların hareketlerini gözlemliyorum. Genişçe bir gövde, çırpı bacaklar, eller cepte, gövdenin üstünde sabit bir kafa... Kulağa çok basit geliyor, ama iş yapmaya gelince canavara benziyorlar. Belki de ben insanları aç canavarlar olarak gördüğüm içindir. Tanrı'ya bir kez daha saygı duydum, acaba onun da en zor ve uğraştırıcı çizimi biz miydik?
1000k
Edanur
En uzak olduğum boyama stili sulu boya iken son 1 yılda sürekli beni ona çekecek bir şeyler oluyor. Yazı suluboya zeminde ortaya çıkarılmış güzel bir hayat resmi olmuş. Ama suluboyayanın kendisinden devam edecek olursam ben el atmaya cesaret edemiyorum. Belki de eski önyargımı kıracak tek şey bir başlangıç yapmaktır, bilemiyorum. Başarısız bir başlangıç olursa içimde suluboyaya dair filizlenen sempati ve ilgimin kökünü komple koparıp atarsa diye endişe duyuyorum sanırım...