1000Kitap Logosu
Sarpıncık Feneri
Sarpıncık Feneri
Sarpıncık Feneri

Sarpıncık Feneri

OKUYACAKLARIMA EKLE
9.0
8 Kişi
17
Okunma
6
Beğeni
111
Gösterim
181 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 5 sa. 8 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Profil Kitap · Eylül 2020 · Karton kapak · 9786257111522
Şu esas duruşta asker selamı veren kısa pantolonlu çocuk benim. Alman Harbi yıllarıydı. Her gece biraz daha karanlık… Topla tüfekle olmasa da, dişimizle, tırnağımızla ve yaşadığımız sefaletle bizler de içindeydik savaşın. Ayaklarımız çıplak, kılığımız kıyafetimiz haliyle biraz perişan. Ama olsun, utanıp çekinecek kimsemiz yoktu ki… Biz çok nadir çıkardık insan içine. Şu yamaçtaki beyaz deniz feneri var ya, işte orada yaşardık, herkesten uzakta… Farkında değildik o zamanlar hiçbirimiz; yalnızlık ve yoksulluk nasibimiz olsa da, meğer çocukluk günlerimizin o son demleri aslında hayatımızın en güzel dönemleriymiş… Fırat Sunel duygu yüklü bu romanında, herkesten ve her şeyden uzak bir deniz fenerinin ıssızlığında yaşam mücadelesi veren, köklerinden koparılmış bir ailenin dramını çocukluk günlerinin masumiyetiyle anlatıyor. Günün birinde karşılarındaki adaların Nazi orduları tarafından işgal edilmesi acı hatıraları depreştirir ve geçmişin gölgesinde ailenin hayatı hızla değişir…
3 mağazanın 3 ürününün ortalama fiyatı: ₺15,88
9.0
10 üzerinden
8 Puan · 3 İnceleme
Neşe
Sarpıncık Feneri'yi inceledi.
181 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Eski Bir Fotoğraftan Kırpılmak
Ermiş deniz fenerlerinden aydınlık dumanlar gelir Eski bir şarkıda gemileriyle kaybolanlar gelir Siyah yelkenleri rüya tozlarıyla örtülü Attila İlhan - Deniz Kasidesi şiirinden. Fırat Sunel’in okuduğum ilk kitabı. Öylesine yüreğe dokunuyor ki tam olarak nasıl yorumlayacağımı bilemiyorum. Ne duru bir anlatım. Okuyanı sarıp sarmalayan bir kitap. Okumalısınız. Aslında Salkım Söğütlerin Gölgesinde yazarın okumayı düşündüğüm ilk kitabıydı. Şimdi daha bir sabırsızım okumak için. Çok etkilendim kaleminden. “Gurbet benim için hiç bitmedi.” diyen yazar, Almanya’da işçi bir ailenin çocuğu olarak büyümüş, Almanya dahil kimi ülkelerde başkonsolos ve büyükelçi olarak görev yapmış. “Sarpıncık Feneri ”nde Sakızlı mübadil bir aile merkezinde kardeşlik bağları, ayrılık ve yaşadığı topraktan koparılmanın yarattığı yıkımı işliyor. Doğduğumuz topraktan başka yerlere savrulmak, can korkusuyla sevdiğimiz ve bağlı olduğumuz her şeyi bırakıp gitmek zorunda kalmak, son nefesimizi verene kadar özlemle oraları sayıklamak bizlerin yabancısı olduğumuz hisler. Bu hazin göç hikâyelerini kitaplardan okurken bile yüreğimiz parçalanıyorsa, bunu bizzat yaşayanların acısını varın siz düşünün. Mübadele veya göç elbette çok yazılmış, çok okunmuş konular. Ancak bu kitapta farklı bir anlatım var. Okuyanı çocukluğuna götüren bir rüzgâr diye tanımlayabilirim. Bütün o hazin yaşanmışlıkları bir çocuğun anılarından, deniz fenerinin büyüsüyle harmanlayıp öyle güzel dokumuş ki yazar, iyi ki okumuşum dedirtti. Attila İlhan, Deniz Kasidesi şiirinde “Ermiş deniz fenerlerinden aydınlık dumanlar gelir” demiş. Kitabı okurken sık sık aklıma geldi. Aydınlık günlere olan inancımız gitgide azalırken, neyse ki kitaplar var demekten kendimi alamıyorum. Bu karanlık dünya denizinde bize fener olan böylesi güzel kitapları yazanlara minnetle...
Sarpıncık Feneri
9.0/10
· 17 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
12
70
Mehmet Y.
Sarpıncık Feneri'yi inceledi.
181 syf.
Hüzün Feneri
Fırat Sunel, Salkım Söğütlerin Gölgesinde adlı romanını okuduğum zaman dikkatimi çeken bir isimdi. Kendisi bir yazar ama aynı zamanda bir diplomat. Salkım Söğütlerin Gölgesinde, benim çok beğendiğim ve çevreme de okumalarını tavsiye ettiğim, Ahıska Türkleri ile alakalı hayli başarılı bir romandı. Dolayısıyla Salkım Söğütlerin Gölgesinde'nin vermiş olduğu referansla Fırat Sunel'in Sarpıncık Feneri adlı romanını da alıp okudum. Doğaldır ki, yazarlar kendi içinde de mukayese edilir. Yani bir eseri ile diğer eseri karşılaştırılır. Ben de Sarpıncık Feneri'ni okurken sürekli olarak Salkım Söğütlerin Gölgesinde ile karşılaştırdım. Salkım Söğütlerin Gölgesinde çok başarılı bir romandı. Doğrusu, Sarpıncık Feneri de iyi bir roman ancak onun kadar üst düzey olduğunu söyleyemem. Yine de bu sizi yanıltmasın. Sarpıncık Feneri okunacak bir roman. Zaman zaman adeta ünlü yönetmen Çağan Irmak'ın bir filmini seyrediyormuş hissine kapıldım. Çünkü mekan yine Ege idi; Sakız Adası'nın karşı kıyısında, Türkiye'de bulunan bir deniz feneri ve bu fenerde yaşayan bir ailenin hikayesiydi. İkinci Dünya Savaşı yıllarından başlayan hikâye, 12 Eylül sonrası, 80'lerin Türkiye'sine kadar uzanıyordu. Yazarın kalemi oldukça başarılı. Adeta bir film seyreder gibi romanı okuyabiliyorsunuz. Ancak hüzün dozu hayli fazlaydı. Açıkçası çok yürek burkucu durumların yaşandığı, genel hikaye hüzünlüydü. Yazar romanda İkinci Dünya Savaşı'nın kıtlığının da Türkiye'yi nasıl vurduğunu gayet başarılı bir şekilde anlatırken Ege'deki Türk-Rum ilişkileri ve oradan İstanbul'a geçiyor. 1980 öncesi siyasi olaylar, darbeler, hukuksuzluk, tutuklamalar ve nihayetinde de yurt dışına iltica etmeye kadar varan pek çok sosyal meseleyi de romanına konu etmiş. Dediğim gibi, başarılı bir roman ancak hüzün dozu fazla. Eğer kalbim dayanmaz diyorsanız sizin bileceğiniz bir iş ama iyi bir roman okumak istiyorsanız da tavsiye edebilirim. Özellikle İlyas ile Elias metaforu oldukça duygulandırıcı idi.
Sarpıncık Feneri
9.0/10
· 17 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
17
Mahpuker Sönmez
Sarpıncık Feneri'yi inceledi.
181 syf.
Fırat Sunel’in okuduğum üçüncü kitabı. Diğer iki kitabında olduğu gibi bu kitabını da samimi sıcak içten akıcı bir dille yazmış. Yazar, gemilere yol gösteren deniz fenerinde yaşayan 6 kişilik bir ailenin, yaşama, var olma savaşını evin küçük oğlunun gözünden anlatıyor... Kitabı okurken kendinizi romanın içinde kolayca buluyor, ailenin çektiği sıkıntı, acı, mutluluk, çaresizlik duygularını onlarla birlik de yaşıyorsunuz...
Sarpıncık Feneri
9.0/10
· 17 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
8