Harabi

Bu incelik ve ahenk büyük-küçük, baba-oğul, ana-kız, konu-komşu, usta-çırak, şeyh-mürit, hoca- talebe münasebetlerine de damgasını vurmuştur. Çırak bir gün usta, oğul bir gün baba olacağından yetişmesine itina gösterilir. Ağalık, beylik, hocalık, şeyhlik dahi bir hududa kadardır. Haddi aşmak hiçbir şekilde hoş görülmez. Haram, helal, mekruh, müfsit, mubah, farz, sünnet, müstahsen, mendup, edep, hizmet, hürmet, merhamet, şefkat, sabır, şükür, bid'at, örf, âdet, gelenek-göre-nek-mizaç sayılmayacak kadar kıymet hükmü belli bir denge içinde fert ve cemiyeti çekip çevirir. Öyle ki helaya girme âdabından, sofraya oturma âdabına kadar. Bu ahlak, düzen ve hiyerarşiyi değiştirecek, zedeleyecek her davranış, düşünce, tutum; hastalık ve bozulma alameti sayılır; zamaneden şikayet edilir, durumun düzelmesi için kanun-ı kadime dönülmesi salık verilirmiş.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
ABD'nin çok­satan kitaplar listesi her hafta değişse de, iki tür kitabın sürekli listelerde yer bulduğuna işaret etmişti: Bunlardan ilki daha ince, lezzetli ve ayartıcı yemeklerin tariflerini veren aşçılık kitapları, ikincisiyse yağsız, ince ve zarif vücutlara kavuşmayı garanti eden güvenli rejim önerileriyle dolu diyet tarifleriydi.
Risklerle dolu ortamlar aynı anda hem insanları çekme hem de kendisinden uzaklaştırma eğilimindedir. Bir tepkinin yerini tam tersine bıraktığı nokta öyle değişken ve kaygandır ki, onu önceden kestirmek şöyle dursun parmakla göstermek bile nerdeyse imkansızdır.
Başlangıçtan beri kentler, insanların birbirine yabancı olduğu ama aynı zamanda yabancıların birbirine yakın yaşadıkları yerler olmuştur. Yabancıların varlığı her zaman {her zaman korkutmasa da) tedirgin edicidir çünkü dostlarımızdan ve düşmanlarımızdan farklı olarak yabancılar doğaları gereği, niyetleri, düşünme tarz­ları ve aynı şeylere gösterdikleri tepkilerini bilemeyeceğimiz veya nasıl davranacaklarını kestirecek kadar tanımadığımız kişilerdir.
Sayfa 102
Ateş eden insandır fakat mermiyi taşıyan Tanrıdır şeklinde ifade edilen eski atasözünün yenilenmesi gereklidir: Füzeleri ateşleyenler köylüler ve kentliler olabilir ama onları taşıyan küresel piyasalardır.
Sayfa 95