Sabah uyanıyorsun. Yapman gerekenler belli. Çay, kahve, toparlanma, birilerine bir şeyler yetiştirme hâli. Gün başlıyor ve sen de onunla birlikte akıyorsun.
Günler birbirine benzer, yüzler tanıdık, sesler aynı.İnsan çoğu zaman güçlü değildir; alışkındır. Bu ikisi genellikle karışır. Alışkanlık sessizdir, o yüzden fark edilmez.
Peki bu bir dert mi? Değil belki ama sessiz bir ağırlık bence.
Bazen yazarken neye dokunduğunu anlamıyor insan.O yüzden bir yere yaslanman gerekiyor dur, işte yazmak o yaslanma hâlindir
Ve evet…
Bir şey yazmak için illa dertli olmak gerekmiyor.Yazı, bakmak zorunda kaldığın yerden geliyor. Bu da hep acı demek değil; bazen sadece kendini fark etmek oluyor.
Bu da kalsın burada.
Adı yok, imzası yok.
Ama sana ait.