Harputlu

Modernlik bütün boş kalıpları boyamış, renklendirip süslemiştir. İnsan toplulukları renkten, boyadan, süsten arınmış kelimeyi tanıyamaz hale sokulmuştur. Kötüden betere süratle ilerler haldeki kalabalıkları ampirik Britanyalıların, rasyonalist Fransızların, idealist Almanların, pragmatist Amerikalıların millî menfaati var da başkalarının yok mu sualinin cevabıyla buluşturma imkânı kaybolmuştur. İnsan toplulukları millî menfaatlerinin kapitalizmle ne bakımdan münasebettar olduğu bahsinde geçer not alamama zafiyeti geçiriyor. Dananın kuyruğunun koptuğu bu yerde ve zamanda mükellefiyetini, mesuliyetini idrak etmiş Müslümanlarla eylem ve kılgı birliği içinde bulunmanın semeresini başını örten kızın yaptığında müşahede etmek ancak mümkündür. | İsmet Özel, Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir, Tiyo Kitap, Haziran 2022 5. Baskı, syf: 77.
Sayfa 77 - Tiyo Kitap, Haziran 2022 5. Baskı·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Harputlu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·255 syf.·
23 günde okudu
·
2025 2. kitabı
Sâmiha Ayverdi
8.3/10 · 28 okunma
Hâbil ile Kābil arasındaki kıskançlık patlamamış olsaydı, acaba insan oğlu kan içiciliğe düşmeyecek miydi? Hayır ne münasebet! Bu işin, daha Adem ile Şeytan arasında başlamış bir ezelî dâvâ olduğunu ne de çabuk unutmuş bulunuyoruz? Şeytan, Adem'i kıskanıp Allâh'ın emrine karşı çıkmamış olsaydı, o zaman işler yolunda gidecekti. Fakat Şeytan, o nahveti¹ ve kıskançlığı ile, "Neden Adem'e secde edecekmişim? Ben ateşten yaratıldım, Adem ise çamurdan.." diyerek secde etmeyi reddetti. İşte gurûru ve kıskançlığı üstün gelerek işler bu mâcerâya döküldü. Böylece de kıskançlık ve kan dökücülük denen iblisâne duygular, başladığı andan kıyâmete kadar sürecek bir çekişme olarak insan oğlunun yüzünü kararttı. Dünya meydanında Şeytan'a uymamak insan'a düşen birinci vazîfeydi. Halbuki çok defa kendinden üst ve üstün olan Allah velilerine uymayı gurûruna yediremediğinden tıpkı Şeytan gibi "Adem'e secde edin" diyen Hakk'ın sesini duymazlıktan gelerek kıskançlık dâvâsının mağlûbu olmaktan yakasını kurtaramamış ve bu yüzden de "belhüm edall"* tokatını yemiştir | Sâmiha Ayverdi, Arkamızda Dönen Dolaplar, Kubbealtı Neşriyâtı, 3. Baskı 2020 (Kasım), s. 225.
Sayfa 225 - Kubbealtı Neşriyâtı, 3. Baskı 2020 (Kasım)·Kitabı okudu
Bir millete mensup olmanın mahiyeti aynı millete ait olmakla eşdeğer değildir. Her nasılsa doğmuş bir araya geliş mensubiyetimize dair olsa gerek. Zaman içinde mensubiyetimizden şikâyetimizin sadır olduğu vakidir. Bizi içinde bulunduğumuz şartlar sebebiyle ve o şartlar gereği bekleyen olgunluğu ya talep eder, ya reddederiz. Ne zaman ki şikâyetten vazgeçer ve giderek şikâyetçi ağyarı kınar duruma geçeriz, işte o zaman mensubiyetimiz aidiyete dönüşür. | İsmet Özel, Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir, Tiyo Kitap, Haziran 2022 5. Baskı, syf: 66.
Sayfa 66 - Tiyo Kitap, Haziran 2022 5. Baskı·Kitabı okuyor
Dünya hayatında bize veya bir başkasına olan şey hiçbir bakımdan yeni bir şey değildir. Öncesinde bir şeyler yaşamamış olsaydık şimdi hiçbir şey yaşamayacaktık. Şimdi yaşadıklarımızın yepyeni şeyler olduğu zannına kapılmamız bizleri gelecekte daha yeni şeyler yaşayacağımız düşüne daldırır. Oysa bir geçmiş varsa geleceğimizi tayin etmek üzere değil şimdiki halimizi izah etmek üzere vardır. Dünü hatırlamak yarınların teminat altına alınması hevesimizi azdırabilir; ama vereceğimiz hesabı hafifletecek bir işimize yaramaz. Dün adıyla anılan şey bugünlerdeki ticaretimizi tahdit eden şeydir. Bir değer ölçüsü üzerinde dünden anlaşmış olmamız lazım. Ne alıp karşılığında ne veriyoruz? Ne satıp karşılığında ne alıyoruz? | İsmet Özel, Başını Örten Kızlar Felsefe Bilmelidir, Tiyo Kitap, Haziran 2022 5. Baskı, syf: 56.
Sayfa 56 - Tiyo Kitap, Haziran 2022 5. Baskı·Kitabı okuyor