Harputlu

Müslim ve Buhârî'nin ve diğer pek çok muhaddislerin ittifakla tahric ettikleri şu hadisi dinleyelim: "Sizler kendinizden öncekilere, karış karış, dirsek dirsek uyacaksınız. Hatta birisi kelerin deliğine girse, siz de gireceksiniz." Yani: "Mü'min olduğunuz halde, örf, âdet, hukuk, giyim kuşamda, zikirlerde, Pers ve Roma'da icra olunan âdetlere uyacaksınız. Aranızdaki fark: Siz inanıyorsunuz, yaşamıyorsunuz; onlar ise, inanmıyorlar ve yaşamıyorlar. Onlar ne yaparlarsa siz de yapacaksınız." Binaenaleyh bu hadis-i şerîf bize büyük bir ihtardır. Hadîsin devamına bakalım: Sordular: "Onlar Yahudi ve Hristiyanlar mı?" Buyurdu ki: "Yahudi ve Hristiyanlardan başka kim olabilir?" Şimdi Müslüman gençleri, örf, âdet, giyim ve kuşamlarda, ahlakta, kendilerini Hristiyan ve Yahudilerin örf, âdet, giyim ve kuşamlarına uyduruyorlar. "Hatta onlardan birisi yolda karısıyla cinsi münasebette bulunsa, siz de aynen onu yapacaksınız." İmam Kastalânî, bu hadis-i şerîfi şerhettiği zaman, üç tavsiyede bulunmaktadır: a- Bilgisiz amel, Hristiyanların; amelsiz bilgi, Yahudilerin; ilimle Rasûlullah'a uymak, Müslümanların yoludur. Binaenaleyh Müslümanın yolunu seç. b- Pers ve Roma'nın hükümleri, siyasî görüşleri, hırs ve hasedden ibarettir. Hayat-ı ictimaiyyenin korunmasında, hırslı ve hasedli değil, vefâdar ve fedakâr ol. c- Yahudi, dünyasını ahireti üzere tercih etmiş; Hristiyan, ahiretini dünyasına tercih etmiş. Öyleyse sen de ahiretini tercih et, dünyanı da unutma. Böylece onlara muhalefet etmiş ve yollarına uymamış olursun. Bu hadis ve İmam Kastalânî'nin nasihati, bize birinci nasihattir. Bu nasihati üç kelimeyle ifade etmek mümkündür: Ey aziz Müslüman kardeşim! İslâma aykırı olan bütün örf ve âdetleri terk edelim.
Sayfa 12 - Dilara Yayınları, 6. Baskı: 2015·Kitabı okudu
Reklam

Harputlu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·131 syf.·
2024 6. kitabı
İsmail Çetin
9.9/10 · 36 okunma
Türkiye son yıllarda bir beka problemi tartışıyor. Beka problemini sâdece askerî ve ekonomik alanda mevcutmuş gibi görmek, fiili duruma nüfuz edememişlikten kaynaklanır. Beka problemi asıl kültür sahasında geçerlidir. Merhum Prof. Dr. Halûk Dursun dostumuz, son günlerinde sık sık "Bir kültür seferberliği yapmalıyız" diyordu. Çünkü o biliyordu ki, asıl beka meselesi burada cereyan ediyor. Ancak merhum, zikrettiği seferberliği tek başına yürütmek zorunda kaldı. O perspektif inanmış ve yetişmiş bir ekip ile, bütün topluma ulaşacak biçimde yürütülmeliydi. Bakın deniz bitmiştir. Artık musıkimiz sokaklardan çekilmiştir. Şehirciliğimiz toplumu dört duvara hapseder bir çıkmaz sokakta tıkanmıştır. Eğitim sistemimiz öğrencisinin sorumluluğunu duymayan, duyarsız bir sisteme dönüştü. Hukûkî yapımız bütün cenahlar tarafından şiddetle tenkit ediliyor. Toplumdaki kutuplaşmalar yüzünden taraflar bırakın azamı müşterekleri, bir asgarî müşterekte dahî buluşamaz durumdadır. Siyâsî projeler arasında ayrıntı farkı yoktur, fark çok derindir. Esastan ve taban tabana zıt alternatifler arasında bir gergin dönemden geçiyoruz. Evet, Halûk Dursun haklıydı. Bizim siyaset üstü bir millî mutabakat metninde uzlaşmamız gerekiyor. Eğer bunu gönüllü yollardan gerçekleştiremiyorsak, herkes kendi gücüyle bu değirmene su taşıyacak. Beka dâvâmızdan vaz mı geçelim? Amerika'nın kıtalar aşıp Suriye'ye Iraka yerleştiği, İslâm dünyasına nefes almayı haram ettiği bir konjonktürden geçiyoruz. İçimizdeki siyasî bölünmelere, düşman astronomik meblağlarda yatırım yapıyor. Sizi yok etmek isteyenlerle iyi niyetli bir mutabakat olmaz. Düşmanın merhametiyle yaşayamayız. Allah korusun 15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı, belki bugün bin parçaya bölünmüştük. Hâinlerin iş birliğinde gösterdiği gayret ve
Sayfa 273 - Kırmızılar Yayıncılık, Baskı Tarihi: Mart 2020·Kitabı okudu
Çocuklarımızı, gelecek nesillerimizi ya bugün müfsit ve insaniyetini kaybetmiş modernitenin ellerine terk edeceğiz, belden aşağı sefilliklerde yok olmalarına râzı olacağız, ya da hem kendimizi hem insanlık neslini yeniden bir fizik, meta-fizik dengeli alternatifle tekrar huzur ve saadet üretecek bir dünyaya çağıracağız. Görmüyor musunuz; çevre felâketleri, hidro-karbon zehirlenmesiyle atmosferin zehirlenmesi, hibrit tohum teknolojisi üzerinden beslenme konusunu silaha çevirmek, GDO'lu gıdalarla obez bir insanlık yaratmak, başkalarının acısını duymayan bencil Batılı tipini küreselleştirmek, nükleer silahlanmalar vs. vs. Nesillerimizi bu geliyorum diye bağıran kıyamet karşısında çâresiz mi bırakalım? | Sait Başer, Töre’nin Türk’ü Türk’ün Müslümanlığı, Kırmızılar Yayıncılık, Baskı Tarihi: Mart 2020, s. 271.
Sayfa 271 - Kırmızılar Yayıncılık, Baskı Tarihi: Mart 2020·Kitabı okudu
Türk İnanma ve Anlama Modeli dediğimiz vakit; dünya için ahret, ahret için dünyadan vazgeçmeyen; toplum için kişiliğinden, kişiliğinde merkezîleşen bir bencillikle de toplumundan uzaklaşmayan; itaat ile anlama arasındaki hassas dengeyi kaybetmeyen, dîni hâricî bir gösteri malzemesine dönüştürmeyen, Hakk'ı kişiliğindeki ahlâkta arayan; insanlığın huzur, refah ve saadetini isteyen; ne köleliğe râzı, ne sorumsuz bir refahçılık peşinde olmayan; hakikati adâlet penceresinden gören... bir kültür felsefesinden söz ediyoruz. | Sait Başer, Töre’nin Türk’ü Türk’ün Müslümanlığı, Kırmızılar Yayıncılık, Baskı Tarihi: Mart 2020, s. 269.
Sayfa 269 - Kırmızılar Yayıncılık, Baskı Tarihi: Mart 2020·Kitabı okudu
Reklam