Her asırda görülmüştür ki, Türk milleti, teşkilatçılığı yanında, girdiği yerlere adaleti ve insanlığı da götürdü. Türk medeniyetinin Avrupa'ya büyük tesirleri oldu.1848 yılında bir İslâv dergisinde çıkan uzun bir inceleme yazısı, Türk medeniyetinin tesirleri hakkında, şu samimi itirafta bulunmaktadır:
«Türkler Tuna boylarına geldikleri zaman, endüstri ve ziraat hayatları pek ileri idi. O zamanki bir Osmanlı çadırına giriniz: Herşey, esvap ve eşya, Bursa'da dokunan ipek ve kumaşlardan yapılmıştır. Yere Anadolu halıları serilmiştir. Hâlâ vitrinlere koyduğumuz el işlerinden, halâ Sırp kadınlarının başında gördüğümüz bürüncekten, iç çamaşırlarından tutunuz da entarilik kaba pamuklulara kadar hepsi Osmanlı malı idi. Bu eşya yalnız Balkanlar'a değil, Avrupa tezgâhlarına dahi örneklik etti. İtalyan kadınları bu kumaşlara o kadar rağbet göstermişlerdi ki, hükümet onların ithaline karşı bir takım tedbirler almak mecburiyetinde kalmıştır.
Üstünden beş asır geçmiş olmasına rağmen bugün bile, İmparatorluktan kalma bir çok yollar, vezir köprüleri, paşa çeşmeleri ve nihayet birçok âletler, sanatlar, tamamen Doğulu olan türlü ziraat mahsulleri, Türk silâhlarının yalnız üstünlüğünü değil, onlardaki yüksek ve üstün kültür kuvvetini ve aynı zaman da sosyal ekonomik hayatı üzerinde hakikaten müsbet bir tesir yapmış olduğunu gösterir.»
| Yılmaz Boyunağa, Türk-İslâm Sentezi, Yağmur Yayınları, 2. Baskı: 1975, s. 272.