İnsan, bilgisi arttığı oranda cehaletini idrak eder ki, burası acziyet mertebesidir ve en yüksek mertebelerden biridir. Çünkü, bu yolda olmak değil, ölmek vardır. Kişi ne zaman bilmediğinin idrakine varırsa, o zaman Allah'ı bilmiş olur.
| Lütfi Filiz, Noktanın Sonsuzluğu, Yirmialtıncı Basım: Ekim 2025, 1. Cilt syf: 57.
Sayfa 57 - Yirmialtıncı Basım: Ekim 2025·Kitabı okuyor
Söyleyeceklerine son derece dikkat eden bir zâttı Osman Dede; ağzını ya hayr için açar, hayr için açmayacağı durumlarda da genellikle susmayı tercih ederdi. Boş lakırdılar için sık sık kullandığı deyiş ise "Derle, topla, at çöpe!" şeklindeydi. Efendimden aldığım feyiz sayesinde, bu husustaki düşüncelerimi, seneler sonra başlayacak sohbetlerimde şu sözlerle açıklamaya çalıştım: Kelâmın güzelliği kemâl ile orantılıdır. İnsanın büyüklüğü de gövdesinin iriliğiyle değil, sözlerinin ululuğuyla belli olur. Onun için kâmil kelâmı daima güzeldir, sıcaktır, sevgi doludur ve insa-nı âbâd eder. Konuşma, Hakk'ın manasını maddeye çevirmek anlamına geldiği için kâmil zâtlardan dedikodu mahiyetinde bir söz çıkması imkânsızdır. Çünkü dedikodu, esmâların, Hâlik'in ve insanın bilinmemesinden kaynaklanan boş ve özsüz sözlerdir. Öylelerine söz değil laf denir. Bunlar da saman gibidir ve ancak hayvan yemi olur. Rahmetli Osman Dede'nin "Derle, topla, at çöpe!" dediği laflar bunlardır.
| lütfi filiz, evveli nokta ahiri nokta, Pan Yayıncılık, 3. baskı: Temmuz 2020, syf: 164.
Sayfa 164 - Pan Yayıncılık, 3. baskı: Temmuz 2020·Kitabı okudu
Hazır, ilâhî saatten söz edip de lafı saatçiliğe getirmişken, mevzuyu, mesleğimizin pîrini anıp, saatin görünen (zâhir) kısmı yanında görünmeyen (bâtın) yüzüyle tamamlayalım bu bölümü:
Elbette her