Türk'lerin, İslâm âleminin liderliğini ellerine almala rı şöyle oldu:
İslâm âleminin, gerek sosyal ve gerekse siyasi bakımdan perişan durumu, İslâmiyete samimi bir şekilde bağlanmış Selçuk Türk'lerini oldukça üzmekteydi. Abbasi Halifesiyle, Selçuklular arasındaki münasebetler, 1043 yılları sonunda başlamıştı. 1055 yılına kadar arada elçiler gidip geldi. Bir aralık Hâlife, Büveyh Oğulları hakimiyetinden kurtulabilmek için Tuğrul Bey'i Bağdat'a dâvet etti. Fakat, Tuğrul Bey, Batı İran'daki durumu nu sağlamlaştırmadığı için, Halife'nin dâvetine uyamadı.
Tuğrul Bey, 1055 yılına kadar Batı İran'daki durumunu kuvvetlendirmeye çalıştı. Nihayet mevkiini iyice sağlamlaştırdıktan sonra, Halifeye bir mektup yazdı. Bu mektupta:
«Peygambere hizmetle şeref kazanmak için gelmek istiyorum. Ve Mekke'ye gidip orada dua ve ibadette bulunmak emelindeyim. Hacıların geçtikleri bütün yolların emin olmasını diliyorum. Yollarda eşkiyalık eden göçebeleri ortadan kaldıracağım. Sonra Suriye'li âsilerle ve yanlış yol tutan Mısırlılarla Allah'ın izni ile harbede ceğim.» diyordu.
Şii Büveyh oğullarının baskısından bunalan, daha önceden de Tuğrul Bey'i dâvet etmiş olan Halife, bu isteği büyük bir sevinçle karşıladı. Tuğrul Bey başkanlığındaki Selçuk Türkleri, Şii Büveyh Oğullarının iste memesine rağmen Bağdat'a geldiler.
Halifenin veziri tarafından karşılanan Tuğrul Bey, vezire şu sözleri söyliyerek İslâmiyete olan bağlılığını belirtti:
«Buraya, büyük işleri bırakarak ve Halife'nin yük sek emirlerine uyarak geldim. Bir maksadım da Halife’nin yüksek hizmetinde bulunarak ona yaklaşmak suretiyle diğer Horasan Hükümdarları arasında temayüz etmek, düşmanlardan intikam almaktır.»
15 Aralık 1055 yılında Bağdat camilerinde, hutbede, Tuğrul Bey'in adı okunmaya başlandı. 25 Aralık 1055 yılında da Selçuk