Partilerin adayları, miting planlamaları falan gibi haberlerin ardından bülten, bir dondurma fabrikasında çıkan yangın, falanca şehirde yaşanan bir deprem faciası ve on küsur kişinin, kanlıları tarafından pompalı tüfekle katledilmesiyle neticelenen adliye baskını şeklindeki haberlerle devam etti. Yani güzel Türkiye'miz için gayet normal, sıradan bir gündü.
Memleketimizdeki yükseköğrenim kurumlarından birine yolu düşen herkes, devletimizin bu ilim ve irfan yuvalarının üstüne nasıl titrediğini, kapıya yığdığı özel güvenlik, polis gücü, çevik kuvvet ve hatta jandarmalara bakarak kolayca anlayabilir. Serbest düşüncenin kalesi üniversite, ülkemizde kelimenin tam anlamıyla kale gibi korunmaktadır yani. Hal böyleyken uluslararası akademik çevrelerde hiçbirinin esamisinin okunmaması, devlet büyüklerimizin pek çok farklı konuda defalarca dile getirdiği gibi, batılı güç odaklarının kıskançlığı dışında nasıl açıklanabilirdi cidden...