Evde, çocuğu ve belki de diğer sevdikleriyle birlikteydi. Mutlu, huzurlu ve sevgi doluydular. Ve bence yoğurtlu biber yiyorlardı. Garip ama en çok bu sonuncusu koyuyordu bana.
Bak nasıl içimde çiçekler açıveriyordu her şeyin altı üstü bir rüya olduğunu anlayınca şimdi. Derken sabah oluyor ve ben gözlerimi o renksiz, saadetsiz dünyaya açıyordum..
Gelecek; bazıları için, hakikaten de uzak bir hatıradan ibarettir. Böyleleri açısından varoluş, hayatın meşum bir noktasında, şimdiki zamandan ileriye doğru uzanan bir yol olmaktan çıkıp, onları geçmişle gelecek arasına sıkıştıran bir hapishaneye dönüşmüştür. Bu, trajik bir hal midir? Herhalde öyledir.