Bazen etrafımızdaki manzarayı fark etmiyoruz. Kendi düşüncelerimize gömülüyoruz. Düşüncelerimizin gerçekliğine inanınca da asıl gerçeklik görünmez oluyor.
"Türk romanı yazılamıyor, zira hayatımız şekilsiz, dar ve kıvamsız" minvalinde konuşuyorlar. "Bir intikal [geçiş] devresindeyiz. Tarihe tutunamadık. Cemiyetimiz de ferdimiz de vasıfsız. Bu şartlarda kuvvetti romancı, sağlam roman çıkması mümkün değildir" diyorlar.
"İnsan yalansız yaşayamaz. Ölümün bile arkasına yalanlar dayar ki ona tahammül edebilsin. Gelgelelim ben başımın altına rahat bir yastık gibi koyabileceğim tek bir yalan bulamıyorum... Neden mi? Kendimi inandıramıyorum işte."