Bazen hayatınızdan çıkardığınız birini aklınızdan atamazsınız. Dışarıdan bakıldığında hayatınıza devam ediyormuş gibi görünürsünüz, ama içinizde bir gün onunla yeniden birleşeceğinize dair bir inanç taşırsınız. Kendinize sorarsınız: “Onunla olmak istiyor muyum?” Cevap “Hayır”dır. “Ona güveniyor muyum? Bir şeylerin farklı olacağına inanıyor muyum?” Bu soruların cevabı ise daha büyük bir “Hayır”dır.
Çünkü aslında onu çok istiyorsunuzdur ama istemeyi hiç istemiyorsunuzdur.
Peki, böyle birini neden istersiniz biliyor musunuz? Çünkü tüm kötü taraflarına rağmen, tanıdığınız herkesten daha iyi yapabildiği bir şey vardır. Yalnızca onunla yapabildiğiniz ve vazgeçemediğiniz bir şeyler vardır. İçinizde, “Keşke o kötü yanlarını düzeltebilse!” diye hayıflanan, umutlanan bir tarafınız vardır.
Ve eğer onun açtığı tüm yeni yaralara bir süre “Eyvallah” dediyseniz, muhtemelen içinizde yalnızca onun iyi gelebildiği, çok eski bir yara vardır.