Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun salaklığımızın uydurması. İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu. İçimizde şeytan yok. İçimizde acizlik var. Tembellik var. İradesizlik, Bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçma alışkanlığı var. Hiçbir şey üzerinde düşünmeye hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde,insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz.
Birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş. Ne aradığımızı bilmeden aramak. Şimdi içim rahat aradığını bulan ve başka bir şey istemeyen biri gibi sükunet içindeyim . Dünyada bundan büyük bir Saadet olur mu?