Kitap, Hiduizm, Budizm ve Caynizmdeki Karma-Tenasüh inancını ele alıp karşılaştırmaktadır. Yazarımız, Karma'nın, birbirinden oldukça farklı görüş ve anlayışları savunan, Carvaka ekolü hariç bütün Hint düşünce ve dini sistemlerince kabul edilen ortak bir inancın adıdı olduğunu açıklamaktadır. O'nun, söz konusu bu sistemler tarafından bazen kozmik düzeni ifade eden bir prensip, çoğu zaman da ahlâki eskatolojik bir inanç olarak görüldüğü ve "Karma", kozmik düzeni ifade eden bir yasa olarak düşünüldüğünde, Vedalar dönemi rta (sabit veya yerleşik düzen, kural, ilahi hukuk veya gerçek) anlayışının Upanişadlar ve daha sonraki Hint düşüncesinde yer alan bir devamı veya uzantısı olarak görülebileceğini, O'nun ahlâki ve eskatolojik öneme sahip bir inanç olarak ele alındığında ise, fert tarafından iradî olarak icra edilen bedensel, sözel ve zihinsel her fiilin mutlaka ahlaki niteliğine uygun bir sonuç ortaya çıkarmasını; ve böyle bir sonucun faili kayıtlayıcı nitelikte bir sonuç olacağını ifade eden bir inanç olduğunu söylemektedir. Daha sonta ise İradi fiillerin sonucunda ortaya çıkan, gözle görülemez nitelikteki böyle bir sonuç, fiilin tamamlanmasından hemen sonra veya mevcut varoluş süresinde daha sonra etkisini gösterebileceği gibi, ölümden sonra ruhun gideceği âlemler olarak tasvir edilen svarga, pitryana, devayana ve naraka gibi metafizik mekânlarda haz veya elem şeklinde de semeresini verebileceğini veyahut da ruhun yeniden yeryüzünde bedenleşmesinden sonra, başka varoluşta tesirini göstereceğini anlatmaktadır. Sonrasında da Karmik sonuçların etkisinin sadece içinde yaşadığımız varoluş süresiyle sınırlı kalmayıp, ölüm ötesi başka âlemlere veya yeni varoluşlara taşınabilmesinin mümkün oluşu dolayısıyladır ki, Hint karma inancı gerek kutsal literatürde gerekse bu kutsal