Kırlarda olsun, kentte olsun, vakit geçirmek için arkadaş arama hevesinden de hepten kurtuldum artık. Akıllı bir insan için en iyi arka daş yine kendisidir."
Efendim," dedim, "burada şu dört duvar arasında tam dört saat oturarak vaazınızın dört yüz doksan bölü müne dayanıp sizi dört yüz doksan kez bağışladım. Yet miş kere yedi kez şapkamı alıp çıkıp gidecek oldum; siz de yetmiş kere yedi kez beni düşüncesizce yine yerime oturmaya zorladınız. Artık dört yüz doksan birinciyi çe kemem! Ey benim gibi haksızlığa uğrayan topluluk! Sal dırın şu adama! Alın aşağı şunu, ayaklarınızın altında un ufak edin de gözümüz bir daha görmesin onu!"
Geceleri ben ağır, çok ağır bir taşın altında uyurum.
Gündüzleri hafif, çok hafif bir yaprağın ucunda yaşarım.
Gece beni taş ezer.
Gündüz rüzgar devirir.
Kanadıkça kanarım. Hayallerimi o yüzden kanla yazarım.
Ah hadi söyle bana, ölünce içimdeki şarkılara ne olacak benim? Onca şarkı, onca melodi, onca ritim? Diyelim ki yarın ben. öldüm, şarkılar da ölür mü benimle?