"Her şeyle bir olmak, tabiat alemine mutlu bir bensizlikle dönmek, işte bu, tanrı olmanın hayatı, insanın cennetidir."
Hyperion, tıpkı günümüze kadar ulaşan diğer destanlar gibi, insanın dinmek bilmez arzu, arayış ve döngülerine hitap eder. Birbirleriyle çelişen birlik ve özgürlük arzusu, temel meselelerden biridir Hölderlin için. İnsan bu iki arzudan birinin peşinden koşar, uğraşır, çok geçmeden bir diğerini arzular olur. Hyperion, sevdikleriyle birliğe ulaştıktan sonra onu aşmak, ideallerini gerçekleştirerek başka mümkün hayatların kapısını açmak istemektedir. İşte bu insana dair acayip bir döngüdür. Yıkıcı ve yapıcı bir döngü. Birliği bozmak, idealin peşinden gitmek, ve sonra yeniden birleşmek.
"Ama hiç kimseye söyleme, kaderin bizi ayırdığını! Biz biziz! Bilinmeyenin karanlığına, herhangi bir dünyanın soğuk yabanına kendimizi atmak isteriz. Bu mümkün olsaydı, Güneş bölgesini terk eder yalancı yıldızın sınırlarını aşarak dışarıya atılırdık. Ah! İnsanın o çılgın yüreği, vatan nedir bilmez! Güneş ışığı, toprağın bitkilerini nasıl yeşertir, nasıl soldurursa, insan da bağrında büyüyen tatlı çiçekleri, akrabalığın ve sevginin zevklerini öyle öldürür."
3 önemli ilişki Hyperion'un ana motivasyonlarını, düşlerini simgeler niteliktedir. Adamas nostaljisini, geçmişe olan özlemini; Alabanda ideallerini, yaratma arzusunu; Diotima tabiat ile birleşmesini, birlik arzusunu, doğallığı simgeler. Adamas bilge ve yaşça büyük bir dost, Alabanda ideallerin birlikte gerçekleştirildiği bir kardeş, Diotima ise birliğin kurulacağı aşkıdır.
Hyperion, sevgilisi Diotima ile bir arada cennet hayatını yaşarken, nostaljik dürtülerle bezenmiş bir takım ideallerini gerçekleştirmek, özgür kalmak için Alabanda'sının çağrısına kulak verir ve Yunan özgürlük savaşına gider. İdealler, uğruna