Ama hiç kimseye söyleme, kaderin bizi ayırdığını! Biz biziz! Bilinmeyenin karanlığına, herhangi bir dünyanın soğuk yabanına kendimizi atmak isteriz. Bu mümkün olsaydı, Güneş bölgesini terk eder yalancı yıldızın sınırlarını aşarak dışarıya atılırdık. Ah! İnsanın o çılgın yüreği, vatan nedir bilmez! Güneş ışığı, toprağın bitkilerini nasıl yeşertir, nasıl soldurursa, insan da bağrında büyüyen tatlı çiçekleri, akrabalığın ve sevginin zevklerini öyle öldürür.
Bu yolda asil bir ruhun, gençliğinin ilk yıllarında karşısına çıkmış kimseye ne mutlu!
Ah, bunlar unutulmuş altın günlerdir, aşkın sevinçleriyle ve tatlı uğraşlarla dopdolu!
Ah! Keşke okullarınıza hiç gitmemiş olsaydım. Benim derinliklerine birlikte indiğim ve gençlik deliliği içinde saf sevincimin onaylanmasını beklediğim bilim, işte o her şeyimi mahvetti.
Ben sizin yanınızda tam akıllandım, çevremdekilerden kendimi ayırt etmeyi tam olarak öğrendim.
Şimdi yalnızlaşmış olarak güzel dünyadayım; yetiştiğim canlandığım ve öğlen güneşinde kuruduğum tabiat bahçesinden böylece dışlandım.