Büyüsel eylem, gizemli etkinliği azımsanmaması gereken mit ile töreni uyum içine sokar. Arkaik büyü, dünyaya dair mitolojik bir bakış açısının ve törensel bir sistemin eklemlenmiş bütünü olarak görülebilir. Bu bütün, ister insan ruhunun içinde olsun, ister dışındaş ister bireyi ilgilendirsin isterse toplumu her türlü entropi tehdidine, bilhassa da nihai ve kesin entropi olan ölüme karşı işler. Tıpkı büyü gibi, büyünün tanrılarla doğrudan bağlantılı tarihsel gelişimi olan din de "insanlığın takıntılı nevrozudur" (Freud, 1932).
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tören bizatihi doğası itibariyle düzensizliğe karşı bir yanıttır. Tören, davranışsal ve sözel performanslardan oluşan ve bir program titizliği gösterebilen katı bir olay dizisi kurarak da olsa, varlığıyla bile düzensizliği defeder. Ama tören bilhassa, mitlerin akılcılaştırıcı düzeniyle bütünleşir ve bir cevap alabilmek veya korunma, güvenlik ve çözüm elde edebilmek için mitolojik güçlere (ruhlara, tanrılara) müracaat eder. Ve cevap da hep gelir; en azından, elde törenin sebep olduğu güvenlik ve korunma hissi vardır; son noktadaysa, ya çevrede elverişli bir değişim gerçekleşir (yağmurun yağması, av bulunması, hasat, başarı vb.) yahut da psikosomatik bir çözüm vuku bulur (hastalığın tedavisi, kötü ruhların defedilmesi).
Kaygı ayrıca, dünyadan aşırı kopuşu, zamanın aşırı belirsizliğini, aşırı ölüm korkusunu dengeleyecek mitleri, büyüleri ve dinleri teşvik eder ve besler.
En biyolojik olan faaliyetlerin -cinsellik, ölüm- aynı zamanda sembollerle ve kültürle en çok massedilen faaliyetler olduğunu nasıl görmezden gelebiliriz! Yeme, içme, boşaltım gibi en temel biyolojik faaliyetlerimiz normlara, yasaklara, değerlere, sembollere, mitlere, ritüellere; yani en alâsından kültürel olan şeylere sıkı sıkıya bağlıdır.