Ahmet Haşim Delibaş

Ahmet Haşim Delibaş
@HasimDel
olan bitenin alacakaranlığında...
10/10
·215 syf.··
Beğendi
·
2023 7. kitabı
"Talepkâr, tavizsiz ve dik kafalıydı. Feminist, Marksist, liberal, muhafazakâr, Demokrat veya Cumhuriyetçi değildi. Dünyayı seviyor ve insanlık durumunun temel unsurları addettiği şeyleri kabul ediyordu: Yalnız başımıza var olmayız, hepimiz birbirimizden farklıyız, görünürüz ve yok oluruz. İkisinin arasında bir oluş mekânında var oluruz ve yeryüzüne sevgi besleyerek müşterek dünyayı inşa etmeliyiz." Hannah Arendt'in doğduğu çevre, ilk dönem çocukluk anıları, babasının ölümü, Yahudi bir kadın olmak, Nasyonal Sosyalizmin yükselişi, sürgün, hocası ve sevgilisi Heidegger, akıl hocası Jaspers, can dostları Walter Benjamin, Hans Jonas, Mary McCarthy ile olan ilişkileri ve daha birçok özgeçmiş hikayesi anlatılarak bu yaşanmışlıkların Arendt'in düşünce dünyasını nasıl da etkilemiş ve şekillendirmiş olduğunun bir takibi yapılır. Bu biyografinin sonunda, onu tüm nüansları ile anlayarak daha bütün bir Hannah Arendt görür hale geliyoruz. Tahminimden çok daha fazla baş gösteren Heidegger teması, beni ayrıca tatmin eden şeylerden biriydi. "Arendtin çocuksu oyunbazlığı, Heidegger'i ona çeken birçok özelliğinden biriydi. Ofisinde ilk kez yalnız görüştüklerinde Heidegger Arendt'e abayı yaktı." Arendt okumak neden önemli? Bunun çok güçlü sezgisel cevapları bulunsa da, rasyonel bir biçimde kendisini gösteren iki çok önemli başlık geliyor aklıma: Düşünce ile eylem arasında kurmaya çalıştığı denge (bu denge enteresan bir istikrarla, hem düşüncede hem eylemde kendisini gösteriyor onun yaşamında) ve huzurlu bir yaşam için sunmuş olduğu toplumsal insan tasavvuru. Düşünce ile Eylem arasındaki denge: O, düşünce ve eylemin harika bir bileşimini bize sunacaktır. 20. yüzyılın en büyük filozoflarıyla görüşmüş, onlarla çalışmış birisi olarak o, felsefe dünyasının insan yaşamıyla arasındaki
Hannah ArendtSamantha Rose Hill · Runik Kitap · 20224 okunma
Reklam
Zihnin Yaşamı, Düşünmek
Arendt "Düşünme Etkinliği ve Ahlaki Değerlendirmeler" de insanın düşünme ile yargıda bulunma yeteneği arasındaki ilişkiyi irdeler. Makalenin merkezindeki soru şudur: Düşünmek bizi kötülük yapmaya karşı koşullayabilir mi? Arendt, eğer öyleyse, o zaman herkesin düşünebilme yeteneğine sahip olması gerektiği sonucuna vardı; düşünmek ayrıcalıklı bir azınlığa havale edilemezdi.
Sayfa 191·Kitabı okudu
Devrim Üzerine, Çoğulculuk
Arendt makalesi boyunca çoğulluk, bireylerin kamusal alanda ortaya çıkışı ve bize ait olmayan görüşlerle diyaloga girme gerekliliği arasındaki ilişkiyi vurgular. Yani, özel düşüncelerimizin kamusal kullanımını sağlamalıyız. Arendt, farklı siyasi görüşleri nasıl oluşturduğumuzu göstermek için, kamusal hayatta çoğulluğun gerekliliğini düşüncede çoğulluğun gerekliliğine bağlar. Belirli bir konuyu düşünürken zihnimde ne kadar çok insanın bakış açısı bulundurursam ve onların yerinde olsaydım nasıl hissedeceğimi ve düşüneceğimi ne kadar iyi hayal edebilirsem, temsili düşünme kapasitem o kadar güçlü ve vardığım sonuçlar ve kanı o kadar geçerli olur.
Sayfa 172·Kitabı okudu
Kötülüğün Sıradanlığı
Daha önemlisi, radikal kötülüğün var olmadığı gözlemine ulaşmıştı. Eichmann'ı görünce, kötülüğün aslında sıradan olduğunu anladı: "Bence kötülük her durumda sadece aşırıdır, asla radikal değildir: Derinliği yoktur, bu nedenle de şeytani bir yanı yoktur. Kötülük, yüzeyde hızla büyüyen bir mantar gibi tüm dünyayı mahvedebilir. Yalnızca iyilik her zaman derin ve radikaldir."
Sayfa 158·Kitabı okudu
Yalnızca dostlarımı seviyorum
Hadi gerçek meseleye geçelim. Az önce söylediklerimle ilişkili olarak, ahavath Israel ile başlayacağım [...] Böyle bir sevgim olmadığı konusunda ne kadar da haklısın, iki nedenden dolayı: Birincisi, hayatımda hiçbir zaman kimi ulusları veya kolektifleri "sevmedim", ne Almanları, ne Fransızları ne Amerikan ulusunu, ne de işçi sınıfını veya bu siyasi bağlılıkların pahasına başka ne varsa. Gerçek şu ki, ben yalnızca dostlarımı seviyorum ve başka türden bir sevgi gerçekten tanımıyorum."
Sayfa 157·Kitabı okudu
Reklam