Hasret

Puan vermedi·112 syf.··
2020 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2020 10:38
1982 Nobel Edebiyat Ödülü alan Gabriel Garcia Marouez’ in Kırmızı Pazartesi kitabını okudum. Yazar çocukluğunu geçirdiği kasabada yıllar önce yaşanmış bir cinayeti, cinayete şahit olan kişilerle konuşarak kendi cümleleriyle anlatıyor. Kitapın daha ilk sayfalarında bir cinayetin işleneceğini ve herkesin bildiği halde kimsenin bunu önlemeyeceğini anlıyoruz. Alışık olduğumuz gibi cinayet sonda işlenmiyor bu kitapta. Sonda olması gereken daha ilk başlarda oluyor. Bundan dolayı insanın içine merak duygusu girerek kitap sürükleyici olmaya başlıyor. Santiago Nasar namus yüzünden öldürülüyor. Ama gerçekten suçlu mu değil mi tam olarak bilinmiyor. Kitabın bazı bölümlerinde onun suçlu olduğunu ama başka bölümleri okuduğumda ise yok o suçlu değil diyorum kendi kendime. Kasabadaki nerdeyse herkes cinayetin işleneceğini biliyor ama kimse bunu önlemiyor. Ama Santiago Nasar’ın annesi Placida Linero hizmetçinin kızı olan Divina Flor’dan oğlunu yukarda olduğunu öğrenmemiş olsaydı kapıyı kapatmazdı ve oğlu tam kurtuldum derken ölmeyecekti. Ölücem paniği insanın yönünü şaşırtır gerçekten. Kitapta cinayetin nasıl işlendiğini okuyunca ister istemez üzüldüm. Beni en çok etkileyen şey ise sonda Santiago Nasar’ın “Beni öldürdüler, Wene Hala,” demesiydi. Okumayan herkese tavsiye ederim.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Reklam
10/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2020 00:12
(Spoiler içerir) Zülfü Livaneli’nin Son Ada kitabını okudum. Kitabın adını anlatıcının kedisi koyuyor. Ona göre Son Ada, “son sığınak, son insani köşedir. Kitaptan kısaca bahsetmek gerekirse ütopik olan bir yerin daha sonra distopyaya nasıl dönüştüğünü ele alıyor. Bunu da ilk olarak martılar yapıyor. Adada yaşayan 40 ailenin hepsi elinden geldiği kadarını yaparak yaşıyorlar. Daha sonra 24 numaraları kişinin ölmesinden sonra adaya gelen Başkanın adaya gelmesinden sonra olaylar değişmeye başlar. Başkan ilk zamanlarda sevgi ve saygıyı aldıktan sonra güçlenmeye başlar ve güçlendikçe de ada halkını yönetmeye başlar. Yaptığı herşeyin demokrasi adı altında yaptığını söyler. Ama aslında yaptığı sadece kendi kararlarını demokrasi arkasına sığınarak uygulamasıdır. Ada halkı bu otoriteye baş kaldıramaz. Zaten kaldıranlar da ya cezalandırılır yada ada halkı tarafından kınanır. Başkanın gelmesi ile beraber adada yaşayan insanlar arasında kopukluklar ortaya çıkmaya başlar. Eskiden beraber eğlenen insanlar artık adada birbirlerini yolda görünce yüzlerini çevirecek hale gelirler. Başkan kendi emelleri için ada için yaptığı şeylerle aslında adanın kuyusunu kazmaktadır ve bunu gören sadece iki, üç kişidir. Bunlarda adada huzursuzluk çıkaranlar olarak anılır. Başkan insanlarla çatıştığı yetmediği gibi martılarla da çatışmaya başlar. Tabi martılara yenileceğini aklının ucundan bile geçirmez. Çünkü o kendini güçlü sanır. Hayatta her zaman güçlü kazanacak diye bir şey yok. An gelir en zayıf sandığın kişiler seni yener. Ve tam da öyle oldu. Ada ne kadar zarar görsede martılar kazandı. Çünkü insan gibi martıya zincir vurulmaz. Okumayan herkese tavsiye ederim.
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,1bin okunma
10/10
·413 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2020 22:16
(Spoiler içerir) Çok sevdiğim bir arkadaşımın en beğendiği kitap olan Gün Olur Asra Bedel kitabını bana hediye etmesinden dolayı bende okudum. Öncelikle kitaba başlamadan önce Cengiz Aytmatov’un hayatını araştırmakla başladım.Çünkü kitaplarda yazarların hayatlarından kesitler olucağını düşünürüm. Bu kitapta da düşündüğüm gibi oldu. 1937 yılında Cengiz Aytmatov’un babası Stalin’in temizlik harekatında öldürülmüştür. Bu durumu Aytmatov kitabında öğretmen Abutalip Kuttubayev karekteri üzerinden anlatmaktadır. Yazarın bu sıkıntıları çektiğini bilmesek Abutalip’in devlet tarafından ölmesini ve çocuklarının bundan dolayı hayatlarında sıkıntılar yaşamasın diye kitabın baş kahramanı olan Yedigey tarafından temize çıkarılması için uğraşlarını anlamamız mümkün olmaz. Kitapa gelince aslında KitapYedigey’in ölen yakın arkadaşı olan Kazangap’ın cenazesini Ana-Beyit mezarlığına götürürken şekillenmektedir. O yolculuk boyunca kendisinin, milletinin geçmişi iyi kötü yanlarıyla gözünün önünden geçer. O gün aslında “asra bedel bir gün” olur onun için. Cengiz Aytmatov’un ölümünden sonra Ana-Beyit mezarlığına gömülmesi kitapla yazarın ne kadar uyum içinde olduğunu bize gösterir. Aslında kitap karışık gibi görünsede okuyunca puzzle gibi parçaların yerine oturduğunu görüyorsunuz. Yazar ayrıca Amerika-Sovyet çekişmesini, Demiurg projesiyle anlatıyor. Anlatılan bu bölüm bilim kurgu tarzında anlatılıyor. Dünya dışında başka bir gezenin olduğunu ve bunlarla iletişime geçen kozmonot-Parite 1-2 ve 2-1 metinleri çok ilgi çekti. O bölümleri aslında çok hoşuma gitti. Keşke daha fazla anlatıldaydı o bölümler diye düşündüm. Ayrıca kitapta iki efsaneden bahsediliyor. Bunlar Nayman Ana efsanesi ve Raymalı-Aga efsanesidir. Nayman Ana efsanesinde anlatılan mankurt kavramı çok korkutucu geldi bana. O
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656bin okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2020 2. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2020 00:27
Stefan Zweig ölümünden hemen önce tamamladığı düzyazılardan biri olan bu kitapı birçok kişiden duydum. Gerçekten anlatıldığı gibiymiş. Zaten Stefan Zweig te en sevdiğim özellik ele almış olduğu kahramanları anlatırken psikolojik niteliklerinden bahsetmesidir. Bu yüzden onun kitapları daima benim için akıcı ve ilgi çekici olmuştur. Bu kitapta rastlantı sonucu karşılaşan üç kişiden bahsetmektedir. Okumayan herkese tavsiye ederim.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma