Her sabah çeşit çeşit pasajlar gönderen "Bir Yudum Kitap" sayfasının gönderileri arasında bir yazı gördüm. 25 Şubatta gönderilen bu yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. Hayatımızda dönem dönem iniş çıkışlarımız oluyor. Bazen bir günümüz diğerini tutmuyor. Hayatın doğal akışı bu. Bunda sorun yok ama asıl sorun bizim kendimizi dinlemek için yeterince zamanımızın olmaması. Ya da bu zamanı kendimize ayıramayışımız. Yazı aşağıda bulunuyor. Keyifli okumalar dilerim ☺️
#biryudumkitap
Günaydın "Kuşların Felsefesi"nde şöyle bir söz geçer: "Yeniden doğmak için insanın kendindeki bazı şeyleri ölüme terk etmeyi bilmesi gerek." Belki de ihtiyacımız olan şey budur sevgili okur: Yeniden doğmak! Var olun.
Philippe J. Dubois, Elise Rousseau - Kuşların Felsefesi
Çevirmen: Murat Erşen, Domingo Yayınları, s.7-9
Kuşların yaşamı, tıpkı bizim yaşamımız gibi, küçük ölümlerden ve yeniden doğuşlardan oluşan envaiçeşit olayla kaplıdır. Sözgelimi, tüy değiştirmek: Daha güzellerini giyinmek için tüylerini dökmek, o noktaya ulaşmak için zorlu aşamalardan geçmek pahasına her yıl kendini yenilemeyi öğrenmek demektir biraz. Bir miktar saç ya da tüy kaybetsek de biz insanlar bu tüy dökme dönemlerini bilmeyiz. Hâlbuki bazen tüy değiştirmek bize de lazımdır. Yaşamın kimi kilit anlarında -aşk acısı, yas, işini kaybetme, taşınma- tüy yenilemek, elbise dolabını, saç kesimini ya da yaşam tarzını değiştirmek bizim de başvurduğumuz şeylerdir aslında. Ama pek nadir olur bu.
Yeniden doğmak için insanın kendindeki bazı şeyleri ölüme terk etmeyi bilmesi gerek. Kuş, sağlıkla parlayan yeni tüylere karşılık yıpranmış tüylerini dökerken böyle yapar. Bu, onun için yaşamsaldır: Tüyleri mükemmel durumda değilse uçamaz. Bizim için de böyledir. Tüy değiştiremememiz, geçmişten kopamamamız, çoğu kez ilerlememize ayak bağı