hasret eti

hasret eti

, bir kitap okudu
6/10
·136 syf.··
7 günde okudu
·
2026 12. kitabı
Voltaire
8/10 · 7bin okunma
Reklam
6/10
·136 syf.··
2026 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 18:53
Voltaire bu kitabı yazarken temel hedef olarak Alman filozof Leibniz’in "mümkün dünyaların en iyisi" felsefesini belirlemiştir. Bu felsefeye göre, Tanrı mükemmel olduğu için yarattığı bu dünya da kusursuz bir dengeye sahiptir ve başımıza gelen her kötü olay aslında daha büyük bir hayra hizmet eder. Voltaire ise kitabın kahramanı Candide’i dünyayı dolaştırıp başına gelmedik felaket bırakmayarak bu fikrin ne kadar gülünç ve tehlikeli olduğunu kanıtlamaya çalışır. ​Kitapta iyimserliği temsil eden Pangloss karakteri, her türlü işkenceye, hastalığa ve doğal afete rağmen "her şey en iyi amaç içindir" demeye devam ederek dogmatik düşüncenin körlüğünü simgeler. Voltaire bu karakter aracılığıyla, gerçeklerin üzerini felsefi kılıflarla örtmenin insanı eylemsizliğe ittiğini savunur. Eğer dünya zaten mükemmelse, onu düzeltmek için çaba harcamaya gerek kalmaz; işte Voltaire’in en büyük itirazı tam olarak buradadır. O, insanın acısını görmezden gelen bu tür bir iyimserliğin, kötülüğe hizmet eden bir uyuşturucu olduğunu düşünür. Eserde sadece felsefi düşünceler değil, dönemin en güçlü kurumları olan kilise ve ordu da nasibini alır. Engizisyon mahkemelerinin insanları haksız yere yakması, din adamlarının sergilediği ikiyüzlülük ve kralların anlamsız savaşlarda binlerce insanı kırdırması, Voltaire’in kaleminde trajikomik bir dille eleştirilir. Yazar, insanın doğasındaki şiddet eğilimini ve hiyerarşik düzenin getirdiği adaletsizliği Candide’in saf gözlerinden bize aktarırken, aslında toplumun ne kadar çürümüş olduğunu gösterir. Kitabın sonunda ulaşılan "bahçemizi ekip biçmeliyiz" sonucu ise Voltaire’in sunduğu pratik çözüm yoludur. Kahramanlar onca acı ve sefaletten sonra bir çiftliğe yerleşir ve büyük felsefi tartışmaları bir kenara bırakıp sadece çalışmaya odaklanırlar. Bu final,
Candide ya da İyimserlikVoltaire · İş Bankası Kültür Yayınları · 20257bin okunma

hasret eti

, bir kitap okudu
9/10
·112 syf.·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 18:21
·
2026 11. kitabı
Matthew Maxwell
9.1/10 · 87 okunma
7/10
·288 syf.··
2026 8. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 18:39
Mükemmellik Tuzağı üzerine düşünmek, aslında yalnızca bir kişisel gelişim metnini değil, çağımızın ruhunu okumaya çalışmaktır. Çünkü bu kitap, bireysel bir zaaf gibi görünen mükemmeliyetçiliğin, gerçekte ne kadar kolektif, ne kadar tarihsel ve ne kadar sistematik olduğunu gösterir. Kitap boyunca hissedilen en güçlü şeylerden biri şu: Mükemmel olma arzusu artık bir tercih değil, neredeyse bir zorunluluk gibi yaşanıyor. Thomas Curran bu durumu yalnızca psikolojik bir eğilim olarak değil, neoliberal düzenin birey üzerinde kurduğu görünmez baskının bir sonucu olarak ele alıyor. Başarı, performans, görünürlük… Hepsi iç içe geçerek bireyi sürekli kendini aşmaya zorlayan bir mekanizmaya dönüşüyor. Ve insan, bu mekanizmanın içinde kendi sınırlarını unutuyor. Kitabın en çarpıcı yanı, mükemmeliyetçiliği bir “yüksek standart meselesi” olmaktan çıkarıp bir “değer meselesi” haline getirmesi. Çünkü burada mesele iyi olmak değil, yeterli olup olmadığını sürekli sorgulayan bir benlik inşasıdır. İnsan yaptığı şeyleri değil, yaptığı şeyler üzerinden kendisini tartmaya başlar. Bu da kaçınılmaz olarak kırılgan bir özsaygı üretir. Başarı geçicidir, çünkü hemen bir sonraki hedef belirir; başarısızlık ise kalıcıdır, çünkü doğrudan kimliğe yapışır. Bu noktada kitap, sessiz ama sarsıcı bir soruyu ortaya bırakır: “Kendimizi ne zaman sadece var olduğumuz için değerli hissedeceğiz?” Çünkü mükemmeliyetçilik, insanı eylemlerine indirgerken, varoluşunu ihmal eder. Bu da derin bir yabancılaşma yaratır—insanın kendine yabancılaşması. Mükemmellik Tuzağı aynı zamanda bir çağ eleştirisi olarak da okunabilir. Sosyal medyanın sürekli vitrinde olma hali, başarı hikâyelerinin parlatılması, hataların görünmez kılınması… Tüm bunlar bireyin iç dünyasında gerçeklikle bağını zayıflatır. İnsan artık yaşamaz,
Mükemmellik TuzağıThomas Curran · Kronik Kitap · 2023223 okunma
7/10
·64 syf.··
2026 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 20:22
Bir Kadın, ilk bakışta bir annenin ölümünün ardından yazılmış gibi görünse de, yasın diline bilinçli olarak mesafe koyan bir eserdir. Bu yüzden eser, bir annenin duygusal portresini çizmekten çok, onun izini tarihselleştirme çabasıdır. Anne, yalnızca bireysel bir varlık olarak değil, belirli bir sınıfın, belirli bir dönemin ve belirli bir kültürel dönüşümün taşıyıcısı olarak yazılır. Küçük bir kasabadan gelen, sınıf atlama arzusuyla şekillenen bir hayat, kızının eğitim yoluyla başka bir dünyaya geçişiyle birlikte yeni bir anlam kazanır. Böylece anlatı, kişisel bir hikâyeden çok, toplumsal bir hareketliliğe dönüşür. Anne ile kız arasındaki mesafe, yalnızca kuşak farkı değil, aynı zamanda sınıfsal bir kopuştur. Bu kopuşun içinde en derin gerilimlerden biri utanç duygusudur. Anlatıcı, annesinin ait olduğu dünyadan uzaklaştıkça, o dünyaya ait izleri silmeye çalışır; fakat bu çabanın kendisi yeni bir utanç üretir. Sevgi - mesafe - utanç üçgeninden yorumlama yapılabilir. Önemli kısımlardan biri annenin hastalığı. Hastalıkla birlikte gelen bellek kaybı -kimlik kaybi ve toplumsal rolün silinmesi... Artık bu andan itibaren metin ontolojik bir yapıya bürünür. Çünkü geçmişi hatırlayamama, kendi sınıfsal hikayesini taşıyamamaz. Yalın, kısa ve neredeyse duygudan arındırılmış gibi görünen bir anlatım tercih edilir. Tıpkı baba Babamın Yeri kitabinda olduğu gibi. Ancak bu, duygunun yokluğu değil, denetim altına alınmış halidir. Duyguyu bastırmak değil, onun gerçeği çarpıtmasına izin vermemek söz konusudur. E Annie Ernaux keşfetmek güzeldi. İyi okumalar.
Bir KadınAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20233,878 okunma
Reklam