Oğuz Atay’ın kaleminden çıkan Bir Bilim Adamının Romanı, Türk edebiyatının en kıymetli biyografik romanlarından biri olarak, bilim dünyası ile edebiyatı eşsiz bir zarafetle birleştirir. 1975 yılında yayımlanan bu eser, Atay’ın İstanbul Teknik Üniversitesi’nden hocası olan Prof. Dr. Mustafa İnan’ın ilham verici hayat yolculuğuna odaklanır.
Hikâye, Adıyamanlı yoksul bir ailenin çocuğu olarak hayata başlayan Mustafa İnan’ın, imkânsızlıklar içinde filizlenen azmini ve dünya çapında bir bilim insanına dönüşme sürecini konu alır. Ancak Atay, İnan’ı sadece formüllerle yaşayan bir mühendis olarak değil; Divan edebiyatından felsefeye, dilden sanata kadar uzanan geniş bir entelektüel derinliğe sahip, gerçek bir İstanbul beyefendisi ve aydın olarak portreler.
Kitabın merkezinde akademik unvanların ve maddi kaygıların ötesine geçmiş, kendini öğrencilerine ve bilime adamış bir hoca figürü yer alır. Atay, bu karakter üzerinden dönemin üniversite yapısına ve toplumun bilime bakış açısına dair ince eleştiriler sunarken, aynı zamanda "insan kalabilmenin" bilim yapmaktan daha öncelikli olduğunu vurgular.
TÜBİTAK’ın teşvikiyle gençlere bilimi sevdirmek amacıyla yazılan bu roman bir vefa borcunun ötesine geçerek zorluklar karşısında yılmamanın, merak duygusunun ve bir dahinin mütevazı dünyasının belgesi niteliğindedir. Kisaxa Mustafa İnan’ın şahsında, bilimin sadece laboratuvarlarda değil, vicdan ve kültürle harmanlanmış bir kalpte nasıl yüceldiğini anlatan bir başarı ve insanlık destanıdır.
Sizi geç tanıdım ama iyi ki tanıdım.