Miller, süregelen Freudyenci psikanalistçilerin, terapistçilerin aksine çocuklukta istismarın çocuğun hayal gücünün fantezisi olmadığı, çocuklukta bastırılan öfke vb. duyguların yaşamın illeri ki evrelerinde insan hayatında patlak vereceğini ve böylelikle nesiller arası aktarımın olacağını, ebeveyn rolü idealize edilmeden bundaki suçunu açığa çıkarmak istemiş. Keza buna hak vermeyenlerin çocuklukta ihmal edilen yetişkinler olacağını eklemiş. Ebeveynler asla idealize edilmemelidir, suçsuzlarmış gibi algılanmamalıdır ona göre. Ebeveynlerin çocukluk evresinde ihmal ve istismardaki rolünün yadsınamayacak kadar açık bir gerçek olduğunu ve tüm dünyanın buna yıllardır süregelen terapi anlayışlarının aksine savunuyor, zira insanlığın alenen açık bir gerçeğe kör olmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Nedenini anlamadığım bir şekilde okurken takıldım, bu yüzden puan kırdım. Dili basitti ve ince bir kitaptı. Okunmaya değer bir kitap. Miller'in görüşü gözardı edilen bir gerçek ve günümüzde de gerek dini, toplumsal açıdan da kaynaklı terapi verenlerin genel anlayışını ortaya koyuyor. Hep bir anne babaya kutsallık atfetme var. Benim için kutsal değiller açıkcası. Herkes sınırını bildiği oranda saygıyı hak eder ki doğru olanın da bu olması gerekir zannımca. Sürekli çocuk rolündekine aileyi affetme ve kusuru kendinde aramaya yönlendirme var. Genel anlayış bu şekildedir ve bu çok yanlış; insanların kendilerine yönelik farkındalığına ket vurup kendisinden nefret etmesine ve varlığını suç olarak görmesine sebeb oluyor. Çocukluktan gelen bu baskılanmış duygular çocuğun zaten içindeki utanç, suçluluk, kendine ve çevreye yönelik yıkıcı eğilimlerini körükleyerek adeta dünyayı zalimleşmiş, ihmalci, istismarcı ebeveyn bireylerle doldurarak nesillerin felaketini getirmekte...Döngüyü kırmak