Meditasyon her duygunun ve her düşüncenin farkında olmak, asla doğru veya yanlış olduğunu söylemeden onu izleyip onunla beraber hareket etmektir. O izleme esnasında bütünüyle düşünce ve duygunun hareket şeklini anlamaya başlarsınız. Bu farkındalıktan da sessizlik doğar. Düşüncenin oluşturduğu sessizlik durağandır ve ölüdür ama düşünce kendi başlangıcını, doğasını, düşüncenin asla özgür olmayıp hep eski olduğunu anladığı zaman gelen sessizlik, sessizlik meditasyon yapanın hiçbir sekilde mevcut olmadığı bir medi tasyondur; çünkü zihin geçmişi içinden atmıştır
Yaşamanın daima şimdiki zamanda, ölmenin de uzak bir gelecekte bizi bekleyen bir şey olduğunu düşünürüz. Ama bu günlük hayat muharebesinin gerçekten yaşamak olup olmadığını hiç sorgulamıyoruz.
Problemler sadece zamanın içinde varlıklarını sürdürürler, yani bir konuyla yetersiz bir şekilde ilgilendiğinizde. Problemi de konuyla aranızdaki bu yetersiz yüzleşme yaratır. Bir zorluk karşısında kismen,parçalar halinde tepki verdiğimiz ya da ondan kaçmaya çalıştığımız zaman -kısacası onunla tam dikkatimizi vererek yüzleşmediğimizde-bir sorun yaratmış oluruz. Ve o sorun, ona yeterince dikkatimizi vermediğimiz sürece, onu günün birinde çözmeyi umduğumuz sürece devam eder.
Özgürlüğün olduğu yerde doğru ya da yanlış yapmak diye bir şey yoktur. Özgürsünüzdür ve o merkezden hareket edersiniz Dolayısıyla korku yoktur ve korkusuz bir zihin büyük sevgi hissedebilir.Ve sevgi söz konusu olduğunda aynı zihin, istediği her şeyi yapabilir.
Gerçeğe giden bir yol yoktur, gerçeğin güzelliği de buradadır zaten, o yaşayan bir şeydir. Ölü bir şeye giden bir yol vardır çünkü o durağandır ama gerçeğin, yaşayan, hareket eden, belli bir yerde durmayan, hiçbir tapınakta, camide ya da kilisede bulunmayan, hiçbir dinin,öğretmenin, filozofun, hiç kimsenin size yolunu gösteremeyeceği bir şey olduğunu anladığınızda işte o zaman bu yaşayan şeyin aslında siz neyseniz o olduğunu -öfkeniz, vahşetiniz, şiddetiniz, ümitsizliğiniz, vasadığınız acı ve keder- da anlarsınız.