Tabiatıyla, şu soru akla gelir: Nasıl yaşıyor bu insanlar? Cevap: Yaşamıyorlar. Yaşamanın ne olduğunu bilmiyorlar. Ölümün merhametiyle rahata erene dek, yeraltında varlıklarını sürdürüp gidiyorlar.
Bir kadın var orada Kuzey Kapısı’nda
Sahip olmuş büyük bir servete
Oradan oraya gezen erkekler doğurmuş
Ve yollamış hepsini denizlere.
Kimi boğulup gitmiş derin sularda,
Kimi de kıyıya yakın yerlerde.
Ne zaman yorgun kadına haber etseler,
Başka oğullar göndermiş her seferinde.
Kipling
(Kipling’in şiirinde “Kuzey Kapısı’ndaki kadın”, İngiliz hükümdarlığını, bilhassa da Kraliçe Victoria’yı simgeler.)
Memleketin büyükleri Samuel’e gidip dediler ki: “Öteki uluslarda olduğu gibi, bizi yönetecek bir kral ata.”
Rab Samuel’e şöyle dedi: Şimdi onları dinle. Ancak onları açıkça uyar ve kendilerine krallık yapacak kişinin onları nasıl yöneteceğini söyle.
Samuel kendisinden kral isteyen halka Rabbin bütün söylediklerini bildirdi: Size krallık yapacak kişinin yönetimi şöyle olacak: Oğullarınızı alıp savaş arabalarında ve atlı birliklerinde görevlendirecek. Onun savaş arabalarının önünde koşacaklar.
Bazılarını biner, bazılarını ellişer kişilik birliklere komutan atayacak. Kimisini toprağını sürüp ekinini biçmek, kimisini de silahların ve savaş arabalarının donatımını yapmak için görevlendirecek.
Kızlarınızı ıtriyatçı, aşçı, fırıncı olmak üzere alacak.
Seçkin tarlalarınızı, bağlarınızı, zeytinliklerinizi alıp hizmetkârlarına verecek.
Kadın erkek kölelerinizi, en iyi erkeklerinizi, eşeklerinizi alıp kendi işinde çalıştıracak. Sürülerinizin de ondalığını alacak. Sizler ise onun köleleri olacaksınız.
Bunlar gerçekleştiğinde, seçtiğiniz kral yüzünden feryat edeceksiniz. Ama Rab o gün size karşılık vermeyecek.
Bütün bu söylenenler olduktan sonra gerçekten de halk Samuel’e gelip “Yok olmayalım diye, biz kulların için Tanrın Rabb’e yakar,” dediler, “Çünkü bütün günahlarımıza kendimize bir kral istemek kötülüğünü de ekledik.”