İşin en korkunç yanı çocukların niçin aç kaldıklarını, niçin yiyecek bulamadıklarını
anlayamaması... Yetişkinler hiç olmazsa açlığın sebebini biliyor ve bunun bir gün son bulacağını düşünerek avunuyorlar,..
Toprak ve su insanlar arasında eşit olarak paylastirilinca, kendi tarlamiz olunca, kendi tarlamizi sürüp eker, kendi ürünümüzü kaldırınca, biz de mutlu olacağız .
Oscar Wilde, huzur içinde yatsın, hapishanedeki çocuğun çığlığını seslendirir; bu da bir ölçüde, hapishanedeki erkeklerin, kadınların çığlığıdır:
“Hapishanedeki bir çocuğa ıstırap çektiren ikinci unsur, açlıktır. Ona verilen yemek, bir parçacık ve ekseriyetle kötü pişirilmiş hapishane ekmeğiyle sabahın yedi buçuğundaki kahvaltıda içeceği bir tas sudur. Çocuk saat on ikide, bir tas iri taneli mısır unu çorbasından ibaret öğle yemeğini yer; beş buçukta da akşam yemeği niyetine bir parça kuru ekmekle bir tas su verirler ona. Güçlü bir yetişkin söz konusu olduğunda, böyle bir beslenme her zaman bir tür hastalığa sebep olur; bilhassa ishale ve beraberinde gelen bitkinliğe elbette. Esasen, büyük hapishanelerde gardiyanlar eliyle düzenli olarak, dokuları büzücü ilaçlar dağıtılır. Bir çocuk ise, kural olarak bu yemekleri hiç yiyemez. Çocukları azıcık tanıyan herkes, ağlama nöbetlerinin, herhangi bir sorunun ya da zihinsel sıkıntının çocukların iştahını nasıl kolayca kaçırdığını bilir. Loş ışıklı bir hücrede gün boyunca tek başına sonra da belki gecenin yarısına kadar ağlayan, korku içindeki bir çocuğun böyle kötü, böyle korkunç bir yemeği yemesi mümkün değildir. Gardiyan Martin’in bisküviyi verdiği küçük çocuk, bir salı sabahı açlıktan ağlıyormuş; kahvaltıda verilen ekmeği yiyemeyeceği aşikârmış. Kahvaltı dağıtıldıktan sonra Martin dışarı çıkmış, çocuğun açlıktan kıvranışını seyretmek yerine ona birkaç tatlı bisküvi almış. Kendince çok güzel şekilde hareket etmiş; çocuk da böyle düşünmüş olacak ki, hapishane heyetinin kurallarından tamamen habersiz şekilde, daha kıdemli gardiyanlardan birine bu iyi kalpli genç gardiyanın yaptığı şeyi anlatmış. Bunun neticesi, elbette durumun bildirilmesi ve Martin’in işten çıkarılması olmuş.”
(Oscar Wilde’ın 1897’de Reading Hapishanesi’nden