Yol, insanın araf duygusunu en çok hissettiği yer sanırım; bir yerden bir yere giderken aslında hiçbir yerde olamamak halini yaşıyorum. İki mekân arasındaki hiçlik. İki hal arasındaki yokluk. İki menzil arasındaki zaman boşluğu. 
Yaşamak, insanın ömrü boyunca kaçmaya çalıştıklarına tek tek yakalanma tecrübesidir. Bazılarından biraz daha uzun süre kaçabiliyoruz ama er ya da geç yakalanıyoruz. Yaşlanmak, artık kaçma teşebbüsünde bulunamayacak kadar yorulmak demektir. Gençler kaçarlar, yaşlılar beklerler; mukadder olan nerede olursak olalım gelip bizi buluyor. Onca kaçış denemesine rağmen buradayım; bütün çabalarıma rağmen tam da unuttum dediğim anda.
Okumak, her kitapta bizleri farklı hayatlar, farklı insanlar, farklı bakış açıları ile tanıştırır. Peki önemli olan çok kitap okumak mıdır yoksa az ve özümseyerek okumak mı? Dahası, yalnızca para kazanmak için yazan yazarların görüşlerini okumak için harcadığımız zaman buna değer mi? Ticari amaçla kitap yazanların kitapları ne kadar okunmaya değer?