Gece Yarısı Kütüphanesi, pişmanlıklar ve hayat seçimleri üzerine ilgi çekici bir fikirle yola çıkan ancak bu fikri derinleştirmekte zorlanan bir romandır. Matt Haig, Nora Seed karakteri üzerinden “başka bir hayat yaşasaydım daha mutlu olur muydum?” sorusunu ele alır. Gece Yarısı Kütüphanesi’nde yer alan her kitap, Nora’nın farklı bir seçimle yaşayabileceği alternatif hayatları temsil eder.
Ancak roman, felsefi ve psikolojik açıdan güçlü olabilecek bu temayı oldukça yüzeysel işler. Alternatif hayatlar kısa ve benzer şekilde anlatılır; bu da bir süre sonra tekrar hissi yaratır. Karakterin içsel dönüşümü hızlı ve ikna edici olmaktan uzaktır. Kitap, okuyucuya düşündürmekten çok doğrudan mesaj vermeyi tercih eder.
Sonuç olarak Gece Yarısı Kütüphanesi, akıcı ve kolay okunan, ancak derinlik arayan okurlar için yetersiz kalabilecek bir eserdir. Popülerliğine rağmen etkisi sınırlı olan, beklentiyi yükselttiğinde hayal kırıklığı yaratabilen bir roman olarak değerlendirilebilir.