Hatice Baran

Hatice Baran
@Haticebrn
Umut çok etkili bir işkencedir. Çünkü sahibini yavaş yavaş öldürür. Ama ben ölmeyenlerdenim...
Türkçe Öğretmeni
Lisans
6 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi
NURULLAH ULUTAŞ’IN SON ESERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME “Turgay Nar Tiyatrosu” Yazar: Nurullah ULUTAŞ Çizgi Kitapevi 1.Baskı Aralık 2018 Hatice BARAN “Tiyatro; insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatıdır”. Tiyatro türüne dair bu güne kadar birçok tanım ortaya kondu. Fakat 1980 sonrası edebiyatın devlet, vatan ve millet kavramına dair odak noktasındaki değişiklerle daha çok bireyin sorun ve bunalımlarının merkeze alınmasıyla edebiyat merkezi bir otoriteye değil de bireye dair eserler üretmeye başladı. Onun için tiyatro adına yukarıda belirttiğimiz tanımın bugünün eserleri için daha uygun olduğunu görmekteyiz. Toplumcu gerçekçi akımın tiyatromuzdaki en önemli temsilcilerinden olan Turgay Nar, ortaya koyduğu eserleriyle birey- iktidar çatışması, gözetim toplumu, kültürel yozlaşma, kimliksizleştirme politikaları, cinsel şiddet, kapitalizm ve yabancılaşma gibi modernizmin beraberinde getirdiği günümüzde toplumu ve bireyleri en çok etkileyen sorunları, tiyatro aracılığıyla göz önüne sererek insanlığa hizmet etmektedir. Ulutaş, onun eserleri için şöyle der; “Onun oyunlarında çağdaş insanın sorunlarına yönelik politik söylem, alışıla gelmişlikten uzak, estetize edilmiş bir yapıdadır. Şiddet ve vahşetin kuşattığı karanlık, boğucu ve kaotik bir dünyayı irkiltici sahnelerle anlatırken bile onca umutsuzluğun içinden insanlığa bilgece bir ışık tutmayı ihmal etmez” (s.11). Ulutaş, Turgay Nar’ın tiyatro eserleri üzerine birçok makale ve çeşitli yazılar yazmış biri olarak karşımıza çıkar. Son olarak da 2018’in Aralık ayında(Çizgi Kitapevi Yay.)yayınladığı “Turgay Nar Tiyatrosu” adlı inceleme kitabıyla Nar’ın “Tepegöz, Divane Ağaç (Yunus Emre), Çöplük, Kuyu, Gizler Çarşısı, Hitit Güneşi, Can Ateşinden
Edebiyat
Turgay Nar TiyatrosuNurullah Ulutaş · Çizgi Kitabevi · 20184 okunma
Hatice Baran
İncelemem Temmuz dergisinin 32. sayısında yayımlandı.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi
YUNUS BEKTAŞOĞLU'NUN "ERADİKASYON" ADLI ROMANINDA "DİSTOPYA" GERÇEĞİ Hatice BARAN* YUNUS BEKTAŞOĞLU; 1978 yılında İstanbul'da doğdu. Eğitim hayatına Malatya'da devam etti. Sonrasında İstanbul'a döndü. Başarısız bir üniversite deneyiminin ardından çalışma hayatına atıldı. Şu an bir lojistik firmasında çalışmakta. Sözcükler, Mavi Yeşil, Berfin Sanat dergilerinde öyküleri yayımlandı. İsimsizce Sanat ve Kedi Öyküleri adlı kitaplarda birer öyküsüyle yer aldı. Eradikasyon, yazarın ilk kitabıdır. Yunus Bektaşoğlu; 2017 yılı Kasım ayında Yitik Ülke yayınları arasında çıkan "Eradikasyon" adlı eserinde doğum, yaşam ve ölümün şeytan üçgenindeki var olma ve yok etme çabasını varoluşsal bir felsefe temelinde sorgula- maktadır. Eradikasyon; kelime anlamı "yok edim, kökünü kazıma" anlamlarına gelmektedir. Romanın genel anlamda ana fikrine baktığımızda doğum ve ölümü varoluşsal bir temelde ele alsa da gerek asırlardır süre gelen sorunlarından yönetim, kadın gibi sosyolojik gerekse din ve zaman gibi bilinçaltı konularına da ayna tutmakta-dır. Pek çok başlıktan oluşan romanda belli bir olay örgüsü olmamakla birlikte; Asaf ve Meryem adlı karakterlerin doğum ve ölüm arasındaki med-cezrinin tıpkı kendini yenileyen bir hücre gibi yeni durum ve ruh halleriyle bütünleşerek aktarılması dikkat çeker: "Avucuyla minik bir çukura buyur etti mezara. Kuşu içerisinde bırakıp üstüne örttü. Tek göğüslü kadın beşiğindeki Asaf'ı kucağına alıp saksının önüne getirdi. Buradaki kuş, bu kuşa gömülen ölüm bizim şu an nerede olduğumuzun kanıtıdır. Bu hayatın değil, bizim bu Asaf. İkimize özgü, bize dair"…(s.29) Yazar; romanın bütününde “ölüm” anaforunu yansıtmaya çalışır. Başlangıçta dolaylı bir anlatım, zengin betimlemeler ve bilinçaltına inilerek yapılan içsel tahliller dikkat çekerken; sayfalar
Edebiyat
EradikasyonYunus Bektaşoğlu · Yitik Ülke Yayınları · 201716 okunma
Hatice Baran
İncelemem Mavi-yeşil dergisinin 110. sayısında yayımlandı.
Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında. Öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan Saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda Acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman Acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim. Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın Başından başlayabilirim. İsmet Özel
Hatice Baran
Bir mutluluk hastalığıdır, şiir Kırılan dalın türküsüdür Ne roman ne öykü, bana her çeşidinden şiirler getir yolcu! Temiz, tertemiz olayım; burkulursam burkulayım... Cemel Süreyya'nın On üç Gün Mektupları adlı eserinden... (Edebiyat güzel ama şiir bambaşka:)
Johann Wolfgang von Goethe: Faust
İNSANLIĞIN MUHASEBESİ, FAUST Hatice BARAN Alman edebiyatının en önemli romantizm akımının yazarlarından olan Johann Wolfgang von Goethe, birçok alanda kendini geliştirir ve en önemli ürünü olan “Faust”u 60 yıllık bir birikim sonucu ortaya çıkarır. 1749’da Frankfurt’ta dünyaya gelir. Yazarlık ve edebiyata katkısı Alman edebiyatıyla tek sınırlı değildir, ününü Faust ’la Dünya Edebiyatı’na da duyuran bir isimdir. İlk Faust ’un trajedisini yazmaya karar verdiğinde henüz “Deha Çağı” da denilen akımın hükmü sürmekteydi. 1788’de ele aldığı bu eseri hemen hemen bütün hayatını kapsamaktadır. Kitaptaki başkahraman Faust, kitaplardan edindiği bilgilerle yetinemeyen bir bilim adamıdır ve coşkulu bir gençtir. Ayrıca Goethe’nin yaşam felsefesinin bir aynasıdır. Goethe, 20’li yaşlarında başladığı bu eserini 60 yılda tamamlar ve bu manzum trajedi, yazarının gençlik, olgunluk ve yaşlılık dönemlerinin izlerini taşır. İki bölümden meydana getirdiği ve uzun bir tiyatro metni olan Faust ’un ilk bölümü öznel, tutkulu bir kalemle ele alınsa da ikinci bölümde bu durum söz konusu edilemez. Yazar, bu bölümde daha nesnel bir tavır sergiler ve daha ağır anlaşılmaz bir üslup ortaya çıkardığı görülür. Birinci bölümde Faust ve Gretchen’in arasında geçen olay örgüsünde bir bağlantı, yoğunluk sezilirken ikinci bölüme gelindiğinde ise olaylar arasındaki bu bağda bir kopukluk görülür. Aynı uyum ve tutarlılık bulunmaz. Trajedinin kahramanı Faust, Goethe’nin olgunlaşan düşüncesinin paralelinde; başkaldırı, ruhtan uzaklaşmış, yasalara saygı duyması gereken ve Klasik Çağ’ın hayat standartlarına, düşüncesine uyum sağlayan yeni bir kahraman yaratma telaşesinin ürünüdür. Kahramanın düşüncesini bu zeminde ilerletir. Yazarlar olmak istedikleri bireyleri ve yaşamak istedikleri hayatları eserlerine yansıtırlar.
Edebiyat
Hatice Baran
Bu yazım aylık kültür sanat edebiyat dergisi" A-Kalemler"de 19. sayısında yayımlandı. Faust Alman edebiyatın en önde gelen eserlerindendir. İyi okumalar dilerim.