"Yıldızların yalnızlığından doğan bir ağıt duyarım bazen, kendimi öylesine yalnız hissederim. Sanki bir diğer insan, bana bir yıldızın diğerine uzaklığı kadar uzak. Fakat ikiz yıldızlar da vardır semada. Diğerlerinden daha yakındırlar birbirlerine ve yüz yüze bakarlar. İki alev,iki bakış ve iki tefekkür. Aynaya bakan bir güzel gibi şarkı söylerler birbirlerine. Aşk şarkıları. Sen uzak yıldızların söylediği ağıtlar kadar acı, ikiz yıldızların aşk şarkıları kadar güzel, aynadaki aksim kadar yakın, aynadaki suret kadar ulaşılmazsın. Ey Allah'ın iniş menzili, bu güzel surete, güzel bir sema indir. Kurtulunca görüşürüz. "
"Ne kadar yalnızmışım meğer! Herkesi bir son bekliyor, beni sonsuzluk. Herkesin sonu sonsuzluk, benim sonsuzluğum bir son. Herkes bir cezaya bir mükafata gidiyor, ben bir yok oluşa. Herkes bir gemiye binmiş, ben denizin ortasındayım. Bir gemi cehenneme doğru şişirmiş yelkenlerini, bir diğeri cennete doğru kürek çekiyor. Ben denizin ortasında çırpınıyorum. 'Beni de alın!' Belki cennete gidenler kabul etmez diye, cehenneme gidenlere bağırıyorum 'Beni de alın! Ne olur yanınızda olayım' Fakat kimse beni duymuyor. Deniz beni karanlığa çekiyor. Gemilerse ufukta kayboluyorlar. Ne kadar yalnızım. Sadece ben kaldım. Herkes bir şeylere binip bir yerlere gitti fakat ben kaldım.Allah, her şeyi var eden Allah, beni yok ediyor. "
Sana ıstırap veren şey tutunduğun varlık.
Yokluktan korkman ise yalnız bir unutkanlık
Aslın yok ve varlıkta bir huzur yoktur sana
Ne doğdun, ne öleceksin artık anlasana
"Bana öyle bir kadeh doldur ki, acılı anneler çiğnemiş olsun üzümlerini, hapishane mahzenlerinde, mahkum feryatlarıyla yıllanmış olsun. Bana öyle kadeh doldur ki, her damlasında bir zehir, her yudumunda bir yangın görünsün. Bana cehennemden ateş getir ve onu boşluğa karışan ellerime dök. Ben küfrü duyumsayamıyorum. "