Hatice #HeMoCaNs#

Hatice #HeMoCaNs#
@Haticeerdogan
Deniz Gezmiş
O sahneyi çok iyi somutladım: İdam günü gelip çatınca, o sevdiğim, alıştığım giysilerimi giyeceğim: postallarımı, parkamı. Beyaz ölüm gömleğini giydirmek isteyecekler, giymeyeceğim. Kesin. Direneceğim ve giymeyeceğim. Öyle her zamanki eyleme gidiş tavrımla gideceğim. Yok, tıraş falan da olmayacağım. Gidip, oturup, önce bir sigara yakacağım orada. Sonra demli, sıcak, güzel bir çay içeceğim. Ha bak, Rodrigo’nun o ünlü gitar konçertosunu dinlemek isterim orada. Bak, bunu çok isterim. Sanırım, asılacak bir insanın son isteğini geri çevirmezler. Bunu isteyeceğim. Avukatlarımın idamda bulunma hakları var. Onların orada olmalarını isteyeceğim; kesin isteyeceğim. Gelecekler. Gelmeleri gerek. Çünkü bizden sonrakilere umut verecek bu sahne. Asılışımız gürültüye gitmemeli. İpe nasıl gittiğimizi, gelecek kuşaklara anlatacak doğru dürüst, güvenilir görgü tanıkları bulunmalı orada. Bir devrimcinin ölümü bile, normal eyleminden, normal mücadelesinden soyutlanamaz. Bir de kendim çıkıp urganı kendim geçireceğim boynuma. Bunu çok istiyorum. Cellat falan sokmayacağım yanıma. İğrenç bir şey. Ve dönüp oradaki heriflere diyeceğim ki: “Burada ölen yalnızca bedenimdir; ki zaten ölümlüydü, ölecekti. Ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz, ölmeyecek, yaşayacak.” diyeceğim. Sonra avukatlarıma döneceğim.“Sizler de, gelecek kuşaklara bizler adına tanıklık edin,” diyeceğim. “Görün ve tanık olun: Bir devrimci ölüme böyle gider işte; bayram yerine gider gibi.” Şunu da söyleyeceğim:“Herhangi bir trafik kazasında ölmekten falan da güzeldir bu.” Deniz Gezmiş
Reklam
Puan vermedi·224 syf.·
2016 42. kitabı
Nazan Bekiroğlu
8.4/10 · 17,6bin okunma
Voltaire
"Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir"
Son mektup
Son Mektup: Baba, Mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler, önemli olan çok yaşamak değil yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de düşmeyeceğimden şüphen olmasın. Oğlun ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir, o bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil Türkiye'de yaşayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacağına inanıyorum. Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim, Ankara'da 1969'da ölen arkadaşım Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul'a götürmeye kalkma. Annemi teselli etmek sana düşüyor, kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum, kendisine özellikle tembih et, onun bilim adamı olmasını istiyorum; bilimle uğraşsın ve unutmasın ki bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir. Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, abimi, ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi ile kucaklarım. Oğlun Deniz Gezmiş
Cem Adrian
Sessiz, yorgun, ağır, gözkapaklarım kapanıyor yine… yine… Yıkık, dökük, bu şehrin duvarları birer birer üstüme yıkılıyor yine… yine… Kuş sürüleri terk ederken bu şehri, ardında yoksul ve kimsesiz çocuk gibi bırakıyor yine… yine… Ve sonbahar sinsice yaklaşarak peşinde köpek gibi bir yalnızlığı üstüme sürüklüyor yine… yine… Sözler hep yalan! yeminleri unut! Bir veda bir sebepsiz tokat gibi çarpıyor yine… yüzüme… Şarkılar yalan! duyduklarını unut! Bir hikaye rüzgarın ellerinde savruluyor yine… yine! Kestim! akıttım! damarlarımdaki kanımda akan o kirli siyah yalanları! olmadı! Sildim! çıkardım! yüzümden kazıdım yüzüme çizdiğin o siyah derin yazıları! olmadı! Kustum! tükürdüm içimde senden kalan o keskin o acıtan hatıraları! olmadı! Söktün! defalarca diktim o küçük ellerinle açtığın ve sızlayan bütün yaralarımı! olmadı! Bana ne yaptın… ne yaptın… ne yaptın… ne yaptın çocuk! Niye yaptın… niye yaptın… niye yaptın çocuk! Göremiyorum, duyamıyorum artık dokunamıyorum çocuk! Anlatamıyorum anlatamıyorum artık ağlayamıyorum çocuk! İnanmıyorum inanmıyorum artık inanamıyorum çocuk! Bilmiyorum bilmiyorum artık sevemiyorum çocuk! Ne yağmur ne kar ne yüzüme vuran rüzgar, canımı yakan acıtan sonbahar daha dinmedi çocuk! Seni silmedi çocuk! Alev alev yanan kirpiklerinden saçılan kıvılcımlarınla başlayan Bu yangın daha sönmedi çocuk! Sönemedi çocuk! Bu viran şehirde, bu viran hikaye henüz bitmedi! bitmedi bitmedi bitmedi çocuk! bitemedi çocuk! Bu aciz şarkılar, bu aciz dualar seni geri getirmedi getirmedi getirmedi çocuk! dönmedin çocuk! Bana ne yaptın… ne yaptın… ne yaptın… ne yaptın çocuk! Bunu niye yaptın… niye yaptın… niye yaptın… niye yaptın çocuk.