Romanı bitirdikten sonra şunu merak ediyorum: Sizce adada yaşanan dönüşüm gerçekten bir kişinin hırsıyla mı başladı, yoksa zaten içten içe var olan bir korku ve konfor arzusunun açığa çıkması mıydı? Başkan’ın gücü tek başına yeterli miydi, yoksa ona sessizce alan açan insanların payı daha mı büyüktü? Eğer siz adada yaşayanlardan biri olsaydınız, huzurunuz bozulmasın diye bir süre susar mıydınız, yoksa risk alıp erken bir itirazda mı bulunurdunuz? Bir topluluğun çürümesi sizce aniden mi olur, yoksa küçük tavizlerin birikmesiyle mi? Ve en önemlisi, romanda sizi en çok rahatsız eden şey Başkan’ın baskısı mıydı, yoksa insanların buna alışma hızı mı? Kendi hayatımızda da benzer sessizlikler üretme ihtimalimiz sizi düşündürüyor mu?
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,1bin okunma