İşte, ey hayat-ı dünyeviyenin zevkine mübtelâ ve endişe-i istikbál ile istikbâlini ve hayatını temin için çabalayan bîçareler! Dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini, rahatını isterseniz; meşrû dairedeki keyfe iktifa ediniz. O, keyfinize kâfidir. Haricinde ve gayr-i meşrû dairedeki bir lezzetin içinde bin elem olduğunu, sâbık beyanatta elbette anladınız.
Ebû Umâme (el-Bâhili)'nin (ra) şöyle dediği rivayet edilmiştir: (Bir defasında) Resûlullahan, çok dua etti ve biz ondan birşey ezberleyemedik.
Bir gün:
-Yâ Resûlallah, siz çok (uzun) dua ettiniz, ama biz ondan bir şey
ezberleyemedik, dedik. Bunun üzerine Resûlullah:
Ben bu duaların hepsini kapsayan bir duayı size söyleyeyim mi? Şöyle deyin: "Allah'ım, Peygamberin Muhammed'in senden dilediği hayırları ben de dilerim. Peygamberin Muhammed'in sav sana sığındığı şerlerden ben de sana sığınırım. Yardım, ancak senden beklenir, dünya ve ahirette istenilen şeye ulaştıracak sensin. Kuvvet ve kudret, ancak Allah'ın yardımı iledir."
(T3521 Tirmizî, Deavât, 88)
İbn Mes'ûd'dan (ra) rivayete göre o, şöyle demiştir:
Resûlullah'ın dualarından biri şu idi:
Allah'ım, senden, rahmetini ve mağfiretini gerektirecek şeyleri, her türlü günahtan uzak kalmayı, her türlü iyiliği elde etmeyi, cennete kavuşmayı, cehennemden kurtulmayı dilerim.
(NM1925, Hâkim, el-Müstedrek, II, 734 (1/525))
Çok aramanın ve çok düşünmenin bir faydası yoktu. Ben de öyle yapmaya karar verdim. Oluruna bırakacak, Allah'a havale edecektim. O ki bütün yolları bilendi ve elbette bana da bir yol gösterecek ya da bir yola düşürecekti beni.