Sevdiklerinizin kıymetini bilin. Belki yan
odada oturuyor anneniz, karşı koltukta
oturuyor babanız. Belki en yakın
arkadaşınız hemen yanınızda,
sevgiliniz sizinle aynı odada belki. Kim kiminle nerededir bilmiyorum, tek bildiğim eğer onları görebiliyorsanız bunun kıymetini bilin, karşılarına geçin, doya doya bakın onlara. Görebiliyorsanız bakmasını da
bilin. Çünkü emin olun sevdiğiniz insanı
kaybettiğinizde en çok gözleriniz arıyor
onu. Evin içinde arıyorsunuz, yanı
başınızda arıyorsunuz . Sonra kulaklarınız
arıyor sesini. Sonra kollarınız arıyor
büyük küçük sarılmasını...
“Ne kadar kötü günler geçirdin, unuttun mu? Ne kadar çok ağladın, hatırlamıyor musun? Ne kadar üzüldü kalbin, ne kadar titredi ellerin, ne kadar çok gözyaşı tükettin, anımsamıyor musun? Sen ki o küçücük bedeninde dünyalar kadar büyük savaşlar verdin. Bazen yorganının altında kimse seni duymasın diye sessizce ağladın, ama bazen de zaten seni ağlarken duyacak kimsen bile yoktu. Sen buna rağmen yine de sessizce ağladın, uzaktan bir yerden geçen olur da bir ihtimal seni duyar diye. Sen hep sessizce ağladın, sessizce bağırdın, sessizce yakındın. Çünkü verdiğin tüm o savaşlara rağmen o kadar güzel bir kalbin var ki seni ağlarken kimse duymasın istedin... Ama emin ol, ne kadar sessizce ağlarsan ağla bir gün biri senin sesini duyacak. Gözyaşlarını silmek için kendini hapsettiğin karanlığa elini uzatacak, o el senin yüzünü bulacak, gözyaşlarını silecek. Çünkü senin öyle güzel bir ruhun var ki şunu unutma, güzel ruhlar asla yalnız kalmaz... Güzel ruhlar her daim birbirini bulur.”