“Belki normal ya da mükemmel diye bir şey yoktur ve belki de mutlu sonlar farklı şekillerde olur.”
Kendi dünyalarında çeşitli zorluklarla mücadele eden Elin ve Jamie’nin bir yerde kesişen hayatlarını okuyoruz bu kitapta. Elin, kendi kurduğu “mükemmel” dünya hayalinde “mükemmel” olmaya çalışan bir çocuk. Jamie, beyninde vızıldayan tüm karmaşanın içinde “normal” olmaya çalışan bir çocuk.
Kitap Elin ve Jamie’nin peş peşe anlatımlarıyla ilerleyen samimi bir dille yazılmış. Okurken yaşanan tüm kavgaların, dağınıklığın, zorbalıkların, haksızlıkların, umutsuzlukların ve hayal kırıklıklarının içinde buluyorsunuz kendinizi. Kitabı okurken Elin’e öfkelendiğim zamanlar oldu ancak kitabın sonunda o kadar büyüdü ki gözyaşlarıma engel olamadım. Başardığı her şey için, kabul ettiği her duygusu için Elin ile gurur duydum. Jamie ise kitaptaki en sevdiğim karakter oldu. Keşke sarılmayı sevseydi de ona sarılabilseydim :)
İçtenliği, temiz kalpliliği, empatik yaklaşımları ve şakacı halleriyle kendini fazlasıyla sevdirdi. Farklı olabilir ancak kendisinin de söylediği gibi şans verilirse herkes ondan hoşlanacaktır ve ondan çok şey öğrenecektir. Küçücük kalbiyle kendisinden çok şey öğrendiğim için kendimi şanslı görüyorum. İyi ki tanıdım seni Jamie.