Ey denizlerin , dağların ötesinde yaşayanlar! Ey bu dünyanın insanları! İstediğiniz nedir sizin? Toprak mı? İşte toprak karşınızda, benim. Ancak hepiniz içinim ben , bana göre sizler birbirinize denksiniz. Benim yüzümden kavgaya gerek yok. Sizin dostluğunuzu, emeğinizi istiyorum. Sürülmüş tarlalarınıza bir tohum atın, size yüz tane vereyim. Dikeceğiniz bir dalcıktan koskoca çınar yetiştireyim. Bağ bahçe yetiştirin, meyve yağdırayım. Sürü edinin ot bitireyim. Ev yapın duvarı ben olayım. Üreyin , çoğalın yerleşmeniz için kucağımı açayım. Erişilmez yüksekliklerim, ulaşılmaz derinliklerim vardır. Sonsuz sınırlarımla hepinize yeterim.
"Her söz zamanında söylenir"derler. Öyledir, kızgın demir gibi dövülmeye hazır nice söz zamanı geçince tavını yitirir, katılaşır; dışarı atıp kurtulmak istediğin halde taş kesilir, yüreğine oturur.
İnsanın yazgısı dağ yolu gibidir: bir iner , bir çıkar, sonunda da uçurumla bitiverir. Zorluklara bir kişinin gücü yetmez, ama elbirliğiyle aşılmayacak engel yoktur. Güçlüklerle dolu yaşamın gizi budur.