Hauhet Ankh

Hauhet Ankh
@Hauhet_Ankh
18 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
HİLE İÇİN DE HİLE, PLAN İÇİN DE PLAN
Puan vermedi
!!DİKKAT: SPOILER İÇERİR!! “Elde etmenin de vakti vardır, yitirmenin de. Elde tutmanın da vakti vardır, bırakmanın da; sevginin de vakti vardır, nefretin de; savaşın da vakti vardır, barışın da.” Bu söz, her ne kadar Tevrat’tan alınmış klasik bir pasaj olsa da, ben onu ilk okuduğumda Dune evrenini düşünmeden edemedim. Hatta içimden, “Hayır, bu böyle olamaz” demiştim. Çünkü bu sözler, sanki Dune’un ta kendisiydi — zamanın, kaderin ve çelişkilerin dünyası. Dune’a başlamam uzun zaman aldı. Seri oluşu, hacmi, karmaşık yapısı gözümü korkutmuştu. Ama sonra, kavurucu bir cumartesi sabahı kitaba sadece bir göz atmak niyetiyle yaklaştım. Ve işte o an, Dune beni içine çekti. . Sanki uzun zamandır bildiğim ama hiç adım atmadığım bir coğrafyayla tanışıyordum. Kitabın dili sürükleyiciydi ama asıl çarpıcı olan, Atreides gezegenindeki atmosferdi. Asıl yerlileri olan Fremenler, gezegene gelen İmparatorluk soyluları, Harkonnen tehdidi ve her şeyin gölgesinde yatan o kutsal, o uğruna öldürülen ve yaşanılan madde: Baharat. İmparator’un Dük Leto’yu bu çöle göndermesiyle olaylar zincirleme olarak başlıyor. Ama Dune'da olaylar yüzeyde kalmaz. Her karakter, her karar, her gölge altında çok daha derin bir anlam taşır. Kitabın en güçlü yanı da burada başlıyor: Detaylar. İthaki Yayınları’nın kitabın sonuna bir harita ve sözlük eklemesi boşuna değil. Çünkü Frank Herbert, bize yabancı ama bir o kadar da tanıdık bir dünya yaratıyor. Daha önce hiç karşılaşmadığınız kavramlar, sanki siz onları hep biliyormuşsunuz gibi anlatılıyor. Yaratıcı ile ilk kez tanışıyorsunuz ama bu tanışma, bir hatırlayış gibi. Fremenlerin suya verdiği değer, sadece bir hayatta kalma meselesi değil — adeta bir inanç, bir varoluş biçimi. Okurken o sussuzluğu siz de çekiyorsunuz. Terinizin değeri oluyor. Bir damla suyun,
Edebiyat
DuneFrank Herbert · İthaki Yayınları · 202115,7bin okunma
Reklam
"Bahçemizi İşlemek Gerek"
Puan vermedi·218 syf.·
2020 12. kitabı
Candide, isimsiz bir anlatıcı tarafından, üçüncü tekil kişiyle anlatılmış bir öyküdür. Bu eserde, Voltaire, alaycı nedensellik ilişkilerini kurmak için, dil yetisinin tüm kaynaklarından yararlanır. Olguların iç mantığını, alaycı gerçeklikle birleştirir. Olaylar arasında özel bağlar kurarak, Voltaire, sebepleri ve sonuçları tersine çevirir. İyimserlik, karamsarlık ve toplumsal tabakalar arasındaki tutarsızlığı, gözde silahı alay yoluyla gösterir. Voltaire, bu zalim ve saçma dünyada, cennetin var olmadığım gözler önüne serer. Düşündüğünü tersine bir anlatımla söyleme ve yergiden oluşan ustaca karışım, Voltaire'in Candide eserinin çekiciliğini oluşturur. Yazara göre, her şeyin iyi olduğunu söylemek saçmalıktır. Voltaire, alman filozofu Leibniz'in iyimserlik felsefesine karşı alaycı bir tepki gösterir. Kötülüğün her yerde bulunduğunu, savaş, kölelik, kendini beğenmişlik ve hoşgörüsüzlüğün kötülüğün belirtisi olduğunu gösterir. Voltaire, Candide eserinin sonunda, mutluluğa ulaşmak için, bahçemizi yetiştirmemiz gerektiğini söyleyerek bize bir umut iletisi verir. "Eğer olası dünyaların en iyisi burası ise, acaba ötekiler nasıldır"
Edebiyat
Candide ya da İyimserlikVoltaire · Cem Yayınevi · 20207bin okunma
"Gel Peşimden Okur"
Puan vermedi·520 syf.·
2020 11. kitabı
-SPOİLLER İÇERİR- "Kahkaha, dünyanın neşeli gerçeğini, korkunun ciddiyeti, ızdırap ve şiddet tarafından örülen kasvetli yalanların ağından kurtarmalıdır." Bakhtin Kitaba başlamadan önce bir Rus klasiği bekliyordum fakat bilinen Rus klasiğinin tam karşısında duruyordu kitap. Kitaba nereden başlamalı bilmiyorum fakat hem düşünmek hem gülmek hem tarihe dönüp bir kere bakmak hem de "olabilir mi öyle bir şey "demek için okunulacak kitaplar listesine girmeli. Hem akıcı olan hem de dil bakımdan sade olan kitap bir çırpıda biten türden. Kara büyü, vampirlik, kopan kafalar, uçan süpürgede Moskova’yı tavaf eden çıplak güzeller, sihirli gençlik kremleri, bahar baloları, çılgın tiyatro gösterileri, Bulgakov’un kalemiyle, dönemi yerden yere çalan bir hiciv örneği olarak ortaya çıkar. Kitabın girişinde, Moskova’ya inen Şeytan Woland, bir parkta Yazarlar Birliği Massolit’in başkanı Berlioz ile yeteneksiz, kukla şair Biezdomni’nin konuşmalarına tanık olur. Tanrının varlığını reddeden, insanın kendi kaderini kendisinin tayin edebileceği konusunu tartışan bu iki yazarın düşüncesine karşı çıkan Şeytan Woland kendi savını kanıtlamak için çetesi ile birlikte, birbirinden komik entrikalarla Moskova’yı birbirine katar. Kitabın kurgusu üç ayrı tema ile ilerler. Birinci tema Şeytan Woland ve çetesinin yarattığı olaylar, ikinci tema realist bir biçimde ele alınan İsa’nın çarmıha gerilişi ve Vali Pontius Pilate’nin tutumu, üçüncü tema da romanını yazan “Usta” ve onun aşkı Margarita’dır. Bulgakov, nasıl bir yazardı? Bu konuda, en doğrusu, gene yakın dostu Sergey Ermolinski'ye başvurmak: "...Usta ile Margarita, romanı karşıtlıklar üzerine kurulmuş, birbirine taban tabana zıt iki ayrı yönde yazılmıştır. Tarihî bölümde, İsa'yı yargılamak üzere Kudüs'e gelen Pontius Platus'un serüveni
Edebiyat
Usta ve MargaritaMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,1bin okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2020 10. kitabı
"Belki de yıkım, ötekilerin üstünlüğünü görerek onlara benzemeye çalışmak demektir" Açıkçası Orhan Pamuk'un kitaplarını pek okumam. Okuduğum kitapları da beğendim mi tartışılır. Fakat yine de Pamuk'un kalemini bilmek ve sahiplenmek gerek. Pamuk hakkında düşüncelerimin bir önyargı mı olup olmadığını anlamak için tekrar yazarın bu sefer okumadığım diğer kitaplarına doğru rota çizdim. Yine kurguyu kurmakta zorlanıp üstüne üstün bu sefer yazarın gerek edebiyat camiasına gerek tarihe olan selam çakmalarını fark edemedim. Belki bir gün " 'ben' bir Orhan Pamuk kitabını okuyabildim hee" diyebilirim. Ama halen diyemiyorum. Sanırım sadece sonuna geldim kitabın.
Edebiyat
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,2bin okunma
"Dünya Ötedeydi"
Puan vermedi·96 syf.·
2020 9. kitabı
Isıcacık bir adam olarak tanıdığım yazarı şimdi daha karamsar gördüm, daha içine kapanık, ne diyordu yazar "benden ayrı olan ben..." hah işte bu sefer o haliyle tanıştık yazarın. bu sefer dünyası içimizde değil, sokağın köşesinde her an karşılaşacağımız biri gibi değildi bu sefer susam kokulu cebinde saklıyordu ne diyordu yazar" dünya ötedeydi..." diyordu. hah işte dünya öteydi bu sefer bu öykülerde, öyle alışık bir dünya değil. rüyaların içinden çıkmışta bir an canlanmış gibi..
Edebiyat
Alemdağ'da Var Bir YılanSait Faik Abasıyanık · Yapı Kredi Yayınları · 202013,4bin okunma
Reklam