"Tepesine kadar çıktılar. İzler bir mağaranın önünde kesiliverdi. Mağaranın ağzını kocaman bir örümcek ağı perdelemiş... Ağın ortasında iri bir örümcek, nokta kadar gözleri fırıl fırıl, uzun ayakları salıncağından yaylanıyor. Kenarda bir güvercin yuvası ve yumurtaları. Mağaranın ağzı önünde konuşanlar:
— İçeride olmasınlar?
— Deli misin sen? Boydan boya örümcek ağına baksana!
— Ne olur, ne olmaz; bir kere girip bakalım!
Ümeyye bin Halef isimli kâfir:
— Haydi oradan, akılsızlar! Örümcek buraya daha Muhammed doğmadan ağlarını çekmiş...
Basıp gittiler."
Kendi düşüncelerimiz, gökyüzündeki yıldızlar gibidir; başkalarınınkiler ise sadece havai fişeklerdir. Yıldızlar her zaman parlar, havai fişekler ise sadece bir anlık parıltıdan sonra söner gider.